Grand Hotel

Bugün sizleri çok çok uzak bir tarihe, The Oscar Boy sayfalarında eleştirilmiş en eski filme götüreceğim. Yine En İyi Film ödülünü kazanmış önemli bir yapım ama öncesinde Oscar’la ilgili birkaç satır karalamak istiyorum. Biliyorsunuz artık son yıllarda internetin de varlığıyla Oscar hakkında tahmin yapmak çok daha kolay bir hale geldi. Yapılan kampanyaları izlemek, Oscar’dan önce dağıtılan ödüllere şöylece bir bakmak yetiyor. Tabi bunun yanında Akademi’nin genel beğenisini de göz önünde bulunduruyoruz ki The Social Network – The King’s Speech gibi bir çatışmadan kimin sağ çıkacağını bilelim. Yalnız ben tüm bu tahmin edilebilirlikten pek hoşnut değilim. Yaklaşık 10 senedir canlı canlı bu harika ödül törenini takip ediyorum. Son 3 senesinde ise internette tahmin yapmaya başladım. Ve her geçen yıl işim çok daha kolaylaşıyor. Belki son yıl tahmin sayım biraz düşüş yaşadı ama inan ki kazananların hiçbiri beni şaşırtmadı. Hatta 83. Akademi Ödülleri için bugüne kadar izlediğim en sıkıcı ödül töreniydi bile diyebilirim. Ki sıkılmak için Melissa Leo‘nun sahneye çıkması bile yetiyor. O yüzden şimdi eski yılları inceleyip filmleri izlerken farklı bir heyecana kapılıyorum. Çünkü birazdan eleştireceğim 1932 yapımı Grand Hotel sadece En İyi Film dalında adaylığı olmasına rağmen bu ödülü kazanmış, dev isimlerle dolu harikulade bir film.

Grand Hotel‘in yönetmeni Edmund Goulding çok da tanınmış bir isim değil. Hatta Grand Hotel‘in bile herkesin beğenisini hitap etmediğini söylemek mümkün. Genelde senarist kimliğiyle tanınıyor. Ama ne kadar ilginçtir ki kariyeri boyunca 9 tane Oscar adayı performans yönetmiş ve bunlardan 2 tanesi Oscar’a kavuşmuş. Genelde Nightmare Alley filmiyle bilinse de 1930-40 arasında sayısız filme imza atmış çalışkan sayılabilecek bir yönetmen. Grand Hotel‘da bir yönetmen olarak ağırlığını hissetmemek mümkün değil bence. Hikayenin de gücüyle birlikte hergün sayısız hikayeye şahit olan bu otelin atmosferini çok etkileyici bir şekilde ele almış. O yüzden Goulding‘in yönetmenlik adaylığı alamamasına şaşırdım. Konusu itibariyle bir tiyatro oyununa dönebilecek materyali ustalıkla yönetip bana kalırsa Oscar tarihinin en iyi filmlerinden birine imza atmış.

Vicki Baum‘un romanı, William A. Drake‘in oyunundan yine bizzat Drake tarafından uyarlanan film Grand Hotel‘de yolları kesişen birkaç karakteri konu alıyor. Sahtekar bir baron, ölümüne adım adım yaklaşan bir muhasebeci, hikayenin en etkileyici karakterlerinden olan bir stenograf, kariyeri risk altında olan Rus bir balerin ve bir general. Dediğim gibi kesinlikle tiyatro sahnesine inanılmaz derecede yakışacak bir materyal Grand Hotel. Eğer bir gün uyarlamasını Türk tiyatrolarında görürsek hiç düşünmeden gidip izlerim. Yalnız çoğunluğun aksine ben filminin de mükemmel olduğunu düşünüyorum. Öyle ki sayısız yıldızı bir arada görmek için bile izlemeye değer.

Greta Garbo filmde Rus bir balerini canlandırıyor. Kadronun ciddi anlamda en büyük yıldızı o olsa da bana kalırsa Joan Crawford‘ın bulunduğu bir filmde oturup diğer aktrislere bakmak mümkün değil. O doğallığı ve performansındaki kontrolü her seferinde beni kendine hayran bıraktırıyor. Grand Hotel‘daki varlığı da yine kelimelerle ifade edilemeyecek kadar mutlu etti beni. Drew Barrymore‘un dedesi John Barrymore ve onun kardeşi Lionel Barrymore da rollerinin hakkını vermişler. Filmin içerisinde her aktör birer efsane ama Barrymore kardeşlerin performansının öne çıktığını söylemek mümkün. Wallace Beery‘nin mide bulandıran karakteri de oldukça iyiydi. Grand Hotel‘dan bir yıl evvel Oscar’a The Champ ile kavuşmuş olsa da en azından Grand Hotel‘la bir adaylığı hak ettiğini düşünmekteyim. Peki bu kadar mı? Hayır. Lewis Stone‘dan tutun Jean Hersholt‘a kadar muhteşem yan karakterler mevcut. İşin kötüsü hiçbirinin performansı da diğerinin yanında sönük kalmıyor. Tam anlamıyla mükemmel.

Grand Hotel sadece En İyi Film dalında aday olup bu ödülü kazanan tek film. Oscar tarihinde bunu başarmış başka da bir yapım yok ki olacağını da pek zannetmiyorum. Sırf bu istatistik uğruna ve tabiki insanın aklını başından olan kadrosu için izlenmeli diye düşünüyorum. Akıl almaz bir klasik, adeta bir başyapıt…

[A+]

Oscar Karnesi
*En İyi Film

, , , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s