Annie Hall

Yazı bittikten sonra öfkeli Woody Allen severler tarafından taşlanacağım eleştirime hoşgeldiniz. Üslubumdan ötürü şimdiden özür diliyor ve bugüne kadar izlediğim en sıkıcı Woody Allen filmi hakkında (hele ki uluslararası başarı düşünüldüğünde) yazaklarım için şimdiden af diliyorum. Tabi önce konuya Woody Allen‘dan girmek lazım. Benim entellektüel komedi olarak vurguladığım türün baş temsilcisi Allen hakkında söylecek pek sözüm yok aslında. Tıpkı Coen Kardeşler gibi herkes tarafından sevilmesi mümkün olmayan biri kendisi. Ama belki yaşımın küçüklüğünden, belki de son materyallerinin daha başarılı olmasından ben Allen‘ın kariyerinde Match Point, Whatever Works, Vicky Cristina Barcelona gibi filmleri tercih ediyorum. Duygusal açıdan en zengin filmi olduğu iddia edilen Annie Hall için ise 90 dakika süren bir gevezelik yorumu yapabilirim.

Woody Allen‘ın nevrotik New York hikayelerinden bir diğeri olan (imdb’de de filmdeki Alvy Singer karakteri için nevrotik New York’lu denmiş.) Annie Hall, yine ve yine Allen‘ın alter karakterlerinden birini merkeze oturtarak dünyanın hiç ihtiyacı olmayan birşeyi yorumluyor. O da Woody Allen‘ın ilişkiler hakkındaki fikirleri.

Marshall Brickman‘la Allen tarafından beraber yazılmış senaryo için ne demek doğru bilemiyorum. Ama duymak istedikleriniz bu olmasa da uzun zaman sonra ilk kez bir filmi yarıda bırakma gereksinimi duyduğumu söyleyebilirim. Belki de ben anlayamıyorumdur. Hatta “belki”sini çıkaralım. Görünen o ki Akademi aday ettiği 5 daldan 4′ünde ödüllendirerek ne demek istediğini gayet iyi anlatmış.

Filmin kadrosu oldukça kalabalık. Shelley Duvall, Paul Simon, Christopher Walken… Ama öne çıkan iki isim var tabi. Birincisi hiçbir filmde figüran olarak dahi görmek istemediğim Woody Allen. Kabul edin artık şunu bu adam komik değil. Kendi tarzında bir komedisi varsa bile bir avuç insan haricinde anlayan yok. “Sanat kimin içindir?” tartışmasına girmek dahi istemiyorum. Diane Keaton ise filmin tek iyi olan parçası bana kalırsa. Tahammül edebildiğim dakikaların tek sebebidir kendisi. Bu filmle aldığı Oscar’ı ise hak etmiş ya da hak etmemiş olmasından çok sırf Diane Keaton olduğu için mazur görebilirim.

Sonuçta ben Annie Hall‘u hiç sevmedim. Benim için tek güzelliği Keaton‘dı. Sevmediğim filmleri yorumlarken olduğu gibi bunu da kısa keseceğim. Sevenlerine saygı duyuyuyorum ama ben galiba sizin gördüklerinizi göremedim, kusura bakmayın.

[C]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Woody Allen)
*En İyi Kadın Oyuncu (Diane Keaton)
*En İyi Özgün Senaryo

, , , , , ,

Bir Yorum “Annie Hall”

  1. metin
    Temmuz 7, 2011 5:12 am #

    Evet, belki de henüz epey genç olduğunuz için Allen’in daha yeni filmlerini daha başarılı buluyorsunuz. Ancak şu var ki Allen, Ingmar Bergman, François Truffaut, Michelangelo Antoninoni gibi Avrupalı yönetmenlerden epey etkilenerek Amerikan ortasınıfı hakkında eşsiz komediler çektiği için büyüktür. Radio Days, Purple Rose of Cairo, Hannah and Her Sisters, Alice, Husbands and Wives gibi. Bu filmlerde Allen tam anlamıyla insan ilişkilerine odaklanıp kısa kısa ve tonunu arttırmadan enfes hikayeler anlatır. Elbette daha yeni yeni sinema ile ilgilenmeye başlayan biri için tüm bu hikayeler yerine, daha yeni Allen filmleri daha başarılı olarak örülebilir (daha ve yeni’yi çok kullandım) ama bence Woody Allen filmlerini izlerken onları Bergman filmleri ile birlikte düşünerek izlemekte fayda var; yoksa Radio Days gibi bir film kolay kolay çekilemez.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s