How Green Was My Valley

Malum son eleştirilerimin hepsi 1960 öncesine ait filmlerle ilgiliydi. Çünkü bu “En İyi Film”leri izleme işini öncelikle Oscar tarihinin ilk yarısında bitirmek istemiştim. Hala sonlanmış değil. En azından bir bu kadar daha film izlemem gerekiyor 60 öncesinden. Ama bundan sonra daha karışık tarihlere el atacağım. Mesela How Green Was My Valley sonrasında sırasıyla Chariots of Fire, The Silence of the Lambs, Ordinary People, Crash ve Titanic eleştirileri okuyacaksınız. Daha güncel olması sizin için ne değiştirir bilmem ama ben sona yaklaştıkça bu işten daha çok zevk almaya başladım. Oscar tarihine hakim olma çabalarım boşa gitmeyecekmiş gibi bir his var içimde. En azından artık tahminlerimde daha sağlıklı seçimler yapabilirim. Zaten En İyi Film kategorisini sonlandırdıktan sonra diğer ana dallara da sıçramayı düşünüyorum. Hatta ödülü alması beklenip kaybeden filmlere de sırasıyla göz atmaya çalışacağım. Tabi bu uzun bir yolculuk olacak ama The Oscar Boy’u terk etmeye hiç mi hiç niyetim yok. Şimdi gelelim 1941 yapımı 5 Oscarlı How Green Was My Valley‘ye…

John Ford yine Amerikan sinema tarihin sayılı yönetmenlerinden biri. Tıpkı Elia Kazan‘a saydığımız iltifatları burada da tekrarlamak mümkün. Yalnız Ford‘un asıl uzmanlık alanı westernler. Erkek egemen filmler çekip, eskinin Batı’sını anlatmayı seven Ford‘un kariyerinde The Grapes of Wrath, The Man Who Shot Liberty Valance, The Quiet Man ve The Searchers gibi sayısız klasik mevcut. Ne kadar ilginçtir ki 4 Oscarlı bir yönetmen olan Ford Oscarlarını o ünlü westernleriyle almamıştır. Sadece içlerinden The Quiet Man için western içeriğine sahip olduğu söylenebilir tabi ama o da neticede romantik bir aşk hikayesidir. How Green Was My Valley ise Ford‘un Amerika toprakları dışına çıkıp klasik İrlanda-Galler hayranlığını gösterdiği bir başka film.

Richard Llewellyn‘in romanından Philip Dunne tarafından beyazperdeye uyarlanan hikaye madenci bir ailenin etrafında gelişiyor. Kimi zaman gerçekçilikten çok uzakta seyreden filmin tüm problemi senaryoda. Çünkü parmak basılmak istenen mevzular o kadar fazla ki bir türlü konuyu idrak edemiyorsunuz. Ve tabi John Ford‘un kendi seçiminden olsa gerek filmde bitmek bilmeyen ilahiler mevcut. Sanki arka fonda sürekli şarkılar söylüyorlar. Bu da baba ve oğulları arasındaki o katı ama sevgi dolu ilişkinin inandırıcılığını mahvediyor.

Lakin tüm bu karmaşaya rağmen hikayeyi iyi götüren oyuncular mevcut. Maureen O’Hara‘nın oyunculuğu benim sinirlerimi bozsa da Walter Pidgeon rahip rolünde fazlasıyla iyi. Roddy McDowall ana karakterlerden bir başkasını canlandırmakta. Yaşına rağmen oldukça iyi olduğu söylenebilir. Oscar’a aday olmaması şaşırtıcı. Hele ki küçük yaşına rağmen boyundan büyük işler çıkaran isimlere olan zaafları düşünülürse. Tabi Donald Crisp ve özellikle Sara Allgood‘un yanında esamesi okunmuyor. Morgan ailesinin anne ve babası olarak dikkat çeken performanslar sergilemişler.

How Green Was My Valley söylemek istediklerini ağzında fazlaca geveleyen ve sonuçta ortaya ne olduğunu tam olarak kavrayamadığınız ilginç şeyler çıkaran bir film. Bazı anlarda dokunaklı hikayelerle seyircinin gönlünü fethediyor olsa da 2 saatin büyük bir çoğunluğunda “Bu hikayeye nereye gidiyor?” sorusunu sordurtmakta. Ben yine de notumu bol tuttum.

[B]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Donald Crisp)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sara Allgood)
En İyi Uyarlama Senaryo
*En İyi Görüntü Yönetimi – Siyah/Beyaz
En İyi Kurgu
En İyi Sanat Yönetimi – Siyah/Beyaz
En İyi Ses
En İyi Müzik  - Drama

, , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s