You Can’t Take It with You

Her seferinde “En İyi Film” ödüllü yapımları teker teker izlemenin ne kadar da güzel olduğundan bahsediyorum belki ama hakikaten de öyle. Özellikle John Ford, Elia Kazan, Fred Zinnemann, Billy Wilder, Alfred Hitchcok, Bernardo bertolucci, Milos Forman gibi birbirinden çok farklı ama harikulade yönetmenler hakkında bir bir bilgi sahibi olmamı sağlıyor. Şimdi haftada 9 film izleyerek 5 haftalık bir süreçte kalan tüm “En İyi Film”leri bitirmeye çalışıyorum. İlk hafta evde kaldığım günler 3′er film izleyerek 9 filmi tamamladım. Bu hafta ise daha yeni başlamış durumdayım. Tabi bir de staj ve taşınma işlerinin yoğunluğuyla Oscar Boy’a ilgi göstermek zorlaşıyor. Oscar Boy’dan geçtim film izlemek için resmen plan program yapıyorum. Ama dediğim gibi evde kaldığım günler sabahtan akşama kadar film izleyip, yazılarımı zamanlıyorum ki onlar da günleri doldursun. Neyse bu klasik “bloggerın zaman bulamama problemi” muhabbetini bir kenara bırakalım. Bu arada sitenin yeni arka planı hakkında da hala yorum gelmedi sizlerden. Küçük küçük başlattığım bu değişimin zamanla devamı geleceğini de ekleyerek You Can’t Take It With You‘dan bahsedelim.
“Capraesk” adı verilen duygusal sosyal komedileriyle tanınan yönetmen Frank Capra‘nın filmografisinde benim için Oscar tarihinin en özel filmlerinden biri olan It Happened One Night var. Clark Gable ve Claudette Colbert‘in buluştuğu o filmde romantik bir hikayeyi ön plana koyan Capra aslında bir nevi dönemin eleştirisini de yapıyordu. Dediğimiz gibi duygusal sosyal komedi… İşte You Can’t Take It with You o romantizmin geri plana atıldığı, onun yerine dostluğun kazandığı doğruluk savaşlarından bahseden bir film.
George S. Kaufman ve Moss Hart‘ın oyunundan uyarlanmış film. Hatta hikayeyi senaryolaştıran isim It Happened One Night‘ın da senaryosunu kaleme alan Robert Riskin. Ciddi bir eleştiri mevcut filmde. Hem siyasi hem de ahlaki özeleştirilerle bezenmiş ve sulu bir komediyle süslenmiş hatta. Belki şimdi izlediğinizde sizi kahkahalara boğmuyor ama zaten 73 sene önce çekilmiş bir filmden sadece gülümsetmesini bekliyorsunuz ki onu da başarıyor.
Jean Arthur ve James Stewart gibi gördüğünüzde illa ki gözünüze tanıdık geleceğine inandığım iki oyuncu var başrollerde. Grand Hotel‘dan sonra ayrı bir sevdiğim Lionel Barrymore ve tipik eski Hollywood zengini Edward Arnold önemli rollerden birkaçını paylaşmakta. Kadronun en başarılı ismi Spring Byington denilebilir. Zaten tüm ekipten Oscar’a tek aday olan da kendisi. Bir de en son Mullholland Dr.‘da karşımıza çıkan Ann Miller var. Onu da ne yazık ki 2004′te kaybetmiştik.
Yani You Can’t Take It with You düşündürüp güldüren iyi bir film. İçerisindeki efsane oyuncuları da düşününce insanın izlememesi elde değil. Tabi ortada bir Frank Capra etkeni de var. Daha ne denilebilir ki?
[B+]
Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Spring Byington)
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Ses
Arka planı pek beğenmedim.Temaya daha uygun ama çok göz yoruyor.Alışınca daha iyi gelebilir ama şu an için eski temayı daha iyi buluyorum.
Derken beyaz temayı daha kötü buldum ya da ben alışkanlıklarıma çok bağlıyım =(