Dances with Wolves
Oyunculuk yaparken yönetmenliğe de şöyle bir el atan isimlere Akademi’nin zaafı var orası kesin. Hatta bunun senaryo dalında da geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Matt Damon, Ben Affleck, Emma Thompson, Mel Gibson, Kevin Costner gibi pek çok örnek var önümüzde, asıl mesleği oyunculuk olmasına rağmen yönetmen ya da senaryo dalında ödül alan. Hatta ben yakın bir zamanda George Clooney‘nin ikinci Oscarını En İyi Yönetmen kategorisinde alacağını düşünmekteyim. Ki zaten diğer örneklerle karşılaştırdığınızda Leatherheads‘i saymazsak Confessions of a Dangerous Mind ve Good Night and Good Luck gibi 2 başarılı yapımın yönetmenliğini üstlendi Clooney. Bu sene The Ides of March ile de ödülü alır mı bilmiyorum ama en azından yönetmenliğiyle aday olacağı kesin. Bu arada gizli bir Clooney fanı olarak ikinci Oscar’ını iple çektiğimi de söylemek isterim. Ne derseniz deyin bu adam şişirme Hollywood ünlülerinden çok daha fazlasına sahip. Şimdi Dances with Wolves‘a dönüp 90lar’ın Clooney‘si Kevin Costner‘ın yeni filmine bir göz atarsak…
Dances with Wolves, 1931 tarihli Cimarron‘dan sonra En İyi Film seçilen ilk western olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda Goodfellas ile aynı sene yarıştığı için En İyi Film ve En İyi Yönetmen kategorilerinde Scorsese‘nin filmine yaptığı büyük haksızlıkla biliniyor. Ama bu inanılmaz dramatik, insanın içine işleyen melodramın kötü bir film olduğunu söylemek güç. Kevin Costner‘ın kamerası belki inanmayacaksınız ama yıllanmış yönetmenlere parmak ısırtacak cinsten.
Michael Blake‘in romanından yine Michael Blake tarafından uyarlanan Dances with Wolves İç Savaş’taki kahramanlığı sebebiyle istediği yere atanan Çavuş John Dunbar’ın hikayesini anlatıyor. Ben filmin 236 dakikalık ABD versiyonunu izledim. Eğer 3 saatlik orijinal halini izleyenler varsa eminim filmden çok daha fazla zevk almışlardır. Ama 4 saat boyunca eşsiz bir dinginlik içerisinde hayatını sürdüren John Dunbar ve Dakota’da tanıştığı yerli halkı izlemek beni biraz olsun yordu. Burada da ister istemez senaristi suçladım. Ama zannediyorum iş tamamen filme bir belgesel tadı vermek isteyen Costner‘ın kararlarında bitiyor.
Kevin Costner‘ın aynı zamanda başrolünü üstlendiği Dances with Wolves‘da en ilgi çeken isim Graham Greene. Kızılderililerin etkileyici ve mistik kıyafetlerini de giyince Greene oldukça başarılı bir “Kicking Bird” olmuş. 90lar’ın yükselen yıldızlarından Mary McDonnell ise Kızılderililerin arasına karışmış bir Amerikalıyı canlandırıyor. Eleştirmenlerin zaten Dances with Wolves hakkında ortak görüşte olduğu tek bir şey var, o da oyuncuların başarısı. Özellikle Lakota Siuları’nı canlandıran tüm oyunculara teker teker dikkat çekmekte yarar var.
Eğer ben sadece aksiyon kısmıyla ilgileniyorum diyorsanız 180 dakikalık, ama yok ayrıntılı olarak belgesel tadındaki halini merak ediyorsanız benim izlediğim 4 saatlik versiyonu öneririm. İzlemeye değer, hakiki bir melodram. Costner‘ın oyunculuktan nasip almadığını düşünüyorsanız bir de yönetmenliğini deneyin derim.
[A-]
Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Kevin Costner)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Graham Greene)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Mary McDonnell)
*En İyi Uyarlama Senaryo
*En İyi Görüntü Yönetimi
*En İyi Kurgu
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kostüm Tasarımı
*En İyi Ses
*En İyi Özgün Müzik
Henüz yorum yapılmamış.