The Godfather Trilogy

Söze Oscar Maratonu yazı serimi hazırlarken izlemek için heyecanlandığım filmlerle başlamak istiyorum. Biliyorsunuz 83 yıllık tarihteki En İyi Filmleri teker teker izlerken aralarında izlemediğim pek çok klasik olduğundan bahsetmiştim. O yüzden bu maraton bana ayrı bir heyecan veriyor. Braveheart‘ı izlemek için o kadar uzun süre bekledim ki beklentilerim sürekli arttı. Aynısı Schindler’s List için de geçerli. Öyle ki şu an Schindler’s List‘i favori filmlerim arasında saymaktan hiç ama hiç çekinmiyorum. Gone with the Wind ve Casablanca‘yı da merak ettiklerim listesine eklemeniz mümkün. Ama üç filmini de arka arkaya izlemek istediğim için boş bir zaman dilimi yaratmak adına uğraşlar verdiğim The Godfather serisi merakım bambaşka. Yıllarca The Godfather‘ın sinema tarihinin en iyisi olduğunu dinleyip, imdb’nin listelerinde zirveye oynayışını izledikten sonra sinemayla ilgili de bir insan olunca her dakika filmi ne zaman izleyeceğinizi düşünüyorsunuz. Tüm planlarıma rağmen ben yine de üç filmi arka arkaya izleyemedim. Her birini birer güne bölüştürüp zevkin doruklarında dolaştım mı peki? Kesinlikle!

The Godfather‘ın ilk filminde 1940′lı yıllarda mafyanın ve Corleone soyadlı İtalyan suç ailesinin yükselişine tanık oluyoruz. İşlerin başında olan Don Vito Corleone ikinci filmde yerini oğlu Michael’a bırakırken, üçüncü filmde de Michael’ın yerine oğlu geçmek istemediği için bir başka “Corleone” aranıyor. Mario Puzo ve Francis Ford Coppola‘nın akıl almaz kalemlerinden dökülen The Godfather serisi bugüne kadar izlediğim filmler içerisinde en harika senaryolara sahip. Her ne kadar üçüncü filmin puanı ilk iki filme nazaran çok düşük olsa da (imdb’de) ben üçüncü filmin de en az ilk ikisi kadar başarılı olduğunu düşünüyorum. Aşırı şiddet dolu sahnelerine rağmen erkeklikten aşka, kadınlardan sadakata kadar her türlü konuya değinen ve tüm bunları yaparken karakterlerinin birer insan olduğunu unutmayan senaristler ayakta alkışlanmayı hak ediyor. Belki Braveheart, Gladiator, Casablanca gibi pek çok klasiği çok geç izlemiş olabilirim ama zannediyorum The Godfather serisi bu kadar geç izlediğim için en çok üzüldüğüm filmler oldu.

Francis Ford Coppola‘nın eşsiz kamerası bana kalırsa her filmle ayrı bir Oscar’ı hak ediyor. Beni özellikle vuran şey de üç filmin de bir düğün-kutlama sahnesiyle başlıyor olması. Hatta üç film içerisinde de en çok zevk aldığım sahnelerin başlangıçlar olduğunu söyleyebilirim, ki çoğu filmin başlangıcı tıpkı kitaplar gibi sıkar genelde. Konuya girmeleri için dua edersiniz. Lakin Coppola 4 saatlik düğün sahnesi çekse emin olun kılımı kıpırdatmadan izlerim. İç mekan çekimlerindeki başarısı ve hem senaryoya, hem de oyunculara olan hakimiyetiyle Coppola tarihin en iyi yönetmenlerinden biri olmayı sonuna kadar hak ediyor. Ve yine başlangıçları gibi üç filmin finali de aklın alamayacağı kadar kusursuz.

The Godfather serisinin oyuncularından bahsetmeli tabi bir de. Çünkü filmin başarısında bu muhteşem kadronun da büyük etkisi var. İlk filmdeki performansıyla Oscar alan ve yarattığı Don Vito Corleone karakteri ile hem Don Vito’nun acımasızlığını hem de nasıl bir aile babası olduğunu bize virgülüne kadar akseden Marlon Brando her ne kadar Oscar’ı bizzat gelip almamış hatta reddetmiş olsa da tarihin en hak edilmiş ödüllerinden birine sahip. Al Pacino‘nun The Godfather serisindeki başarısıyla Oscar alamaması 83 yıllık tarihin en büyük saçmalığı. İnsan sırf bu sebepten Akademi’ye olan saygısını yitirebilir, çünkü hiç bir mantığı yok! Ben ki Pacino‘yu pek sevmeyen bir insan, şu an Al Pacino‘nun kariyerindeki filmleri teker teker izlemeye çalışıyorum. O yüzden eğer Akademi için kötü konuşacaksanız, şimdi tam zamanıdır destekliyorum. The Godfather sayesinde ünlü olan James Caan, Don Vito’nun diğer oğlu sinirlerine hakim olamayan Sonny rolüyle serinin ilgi çeken isimlerinden bir diğeri. Ve tabi özellikle ilk filmde rolünün ağırlığı daha fazla olan Robert Duvall var. Benim tek anlam veremediğim şey ise ikinci filmde Don Vito’nun gençliğini canlandıran Robert De Niro‘ya Oscar verilmesi. Kadroda en zayıf bulduğum oyuncunun ödül alması, Al Pacino‘nun ise kimsenin adını bile bilmediği Scent of a Woman filmiyle ancak 92′de Oscarına kavuşması beni delirtmeye yetiyor.

Kadronun başarılı isimleri bu kadar mı peki? Elbette hayır! Rocky izleyicisinin de tanıdığını düşündüğüm, bundan sonra favori aktrislerim arasında saymaktan hiç çekinmeyeceğim ve bence The Godfather‘ın özelikle üçüncü filminde çok çok başarılı olan Talia Shire harika. Farklı tarzıyla Hollywood’un en özel oyuncularından biri olmayı başarmış Diane Keaton‘ı da eklemeyi unutmayalım. John Cazale, Al Martino, Lee Strasberg, Michael V. Gazzo, Gianni Russo… Daha sayılması gereken o kadar çok iyi oyuncu var ki… Son olarak üçüncü filmde rol alan Andy Garcia, Eli Wallach ve Joe Mantegna‘ya dikkat çekmek istiyorum. Özellikle Garcia‘nın Oscar’a da aday olan performansı kariyerinin belki de en iyisi. Son olarak demiş olsam da yine son filmde Francis Ford Coppola‘nın öz kısı Sofia Coppola ve Peter Fonda‘nın öz kızı Bridget Fonda‘nın yer aldığını eklemek istiyorum. Hatta Sofia Coppola‘yı ilk filmde bebekken görmeniz bile mümkün.

The Godfather serisi sinema tarihinin en iyi Amerikan filmi kuşkusuz. Eğer sanattan bahsediyorsak buyurun size harika bir senaryo, olağanüstü bir yönetmen ve mükemmel bir kadro. Ben senelerdir izlemeyerek hayatımın hatasını yapmışım. O yüzden beyazperdeyle azıcık ilginiz varsa vaktinizi ayırın ve üç filmi de izleyin. Kusursuz!

Not: Nino Rota‘nın müziklerinden söz etmeyi unuttum. Hafızalarımızdan asla silinmeyecek The Godfather melodisini unutmak ne mümkün. Hele bir de Al Martino tarafından seslendirilmiş “Speak Softly Love” şarkısını…

The Godfather: [A+]
The Godfather Part II: [A+]
The Godfather Part III: [A]

Oscar Karnesi
The Godfather:
*En İyi Film
En İyi Yönetmen
*En İyi Erkek Oyuncu (Marlon Brando)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (James Caan)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Robert Duvall)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Al Pacino)
*En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Kostüm Tasarımı
En İyi Ses

The Godfather Part II:
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Al Pacino)
*En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Robert De Niro)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Michael V. Gazzo)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Lee Strasberg)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Talia Shire)
*En İyi Uyarlama Senaryo
*En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kostüm Tasarımı
*En İyi Özgün Müzik – Drama

The Godfather Part III:
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Andy Garcia)
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Kurgu
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Özgün Şarkı (“Promise Me You’ll Remember”)

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

2 Yorum “The Godfather Trilogy”

  1. Müjdat Çetin
    Ağustos 5, 2011 7:34 pm #

    böyle güzel 3 film için bu zamana kadar beklemek çok kötü tabi kiben de geçen yıl izlemiştim

  2. Muhammed Ali
    Ağustos 6, 2011 12:32 am #

    Sevgili Oscar Boy’a bu konuda hak vermek lazım.Öyle ha deyince her film izlenmiyor.Özellikle orjinal dil takıntınız varsa izlenecekler listesi uzuyor da uzuyor..Şahsen ben bile daha birçok kült filmi izlemedim.Ve en nefret ettiğim söz ” sen onu nasıl izlemezsin”…

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s