All the King’s Men
Yeniden çevrilen filmlerle ilgili olarak özellikle son haftalarda ciddi problemler yaşıyorum. Çünkü 2000′li yıllarda yepyeni halleriyle karşımıza çıkan o eski senaryolar özellikle orijinalini izlediğinizde büyük sıkıntılar yaratabiliyor. Önümüzdeki yıllarda My Fair Lady, The Great Gatsby gibi birkaç örneğiyle daha karşılaşacağımız bu durum artık ne yazık ki 1 yıl arayla yapılan yeniden çevrimlere doğru yol almakta. Özellikle Hollywood’un Avrupa sinemasından arakladığı fikirleri bizlere kakalaması ciddi bir sıkıntıya yol açıyor. Sebebi ise daha yeni izlediğimiz bir filmi neredeyse bire bir kopya edilmiş haliyle, sadece daha ünlü yıldızlarla izlemek ne yazık ki ekrana bağlı kalma sürenizi kısaltıyor. Bunun en basit örneği Let the Right One In. Şimdi bu sezon The Girl with the Dragon Tattoo ile bir kez daha aynı şeyleri yaşıyoruz. Daha Noomi Rapace‘lı üçlemeyi yeni bitirmişken şimdi Fincher‘ın ele aldığı filmi izlememiz gerekiyor. İşte o sıkıntılardan birini ben All the King’s Men ile yaşadım. Eğer 2006′daki versiyonunu izlemeseydim belki filmi izlemek çok daha kolay olabilirdi.
All the King’s Men, Willie Stark adındaki bir politikacının hayatını yanında çalışan gazetecinin gözünden aktarıyor bizlere. Robert Penn Warren‘ın Pulitzer ödüllü aynı adlı romanından filmin yönetmeni Robert Rossen tarafından bizzat beyazperdeye uyarlanmış hikaye. Pek de yorumlayacak birşey bulamıyorum. Çünkü Rossen hakkında söylemek istediklerimin hepsi 2006 versiyonundaki haliyle mukayeseye giriyor.
Her ne kadar çok başarılı olmasa da Sean Penn, Jude Law, Mark Ruffalo, Kate Winslet, James Gandolfini, Patricia Clarkson ve Anthony Hopkins gibi insanı delice cezbeden bir kadroya sahip olan ve ünlü senarist Steven Zaillian‘ın aynı zamanda yönetmenlik koltuğuna oturduğu yeniden çevrimi ben beğenmiştim. 1949 yapımı orijinal filmin de oldukça iyi olduğunu düşünsem de Winslet ve Law‘un içerisinde bulunduğu bir filmden daha fazla zevk vermedi bana.
Broderick Crawford, John Ireland, Joanne Dru, Mercedes McCambridge ve John Derek‘den oluşan ana kadro ise çılgınca başarılı. Zaten Akademi’de bu ekibe 3 adaylık verip, 2 oyuncuyu da evine altın heykelcikle uğurlamış. Yani All the King’s Men‘in özellikle etkileyici finali ve başarılı kadrosu için izlenmesi gerektiği söylenebilir.
Eğer benim için 2006 ya da 1949 fark etmez ben hiç sıkılmadan sonuna kadar izlerim diyorsanız buyursunlar… Ama filmin süpriz sonu ikinci kez aynı şeyi izlemeye büyük engel, bu da kaçınılmaz bir gerçek.
[B-]
Oscar Karnesi
*En İyi Film
En İyi Yönetmen
*En İyi Erkek Oyuncu (Broderick Crawford)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (John Ireland)
*En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Mercedes McCambridge)
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
Henüz yorum yapılmamış.