Slumdog Millionaire

The Dark Knight En İyi Film kategorisinde The Reader tarafından egale edildiğinde yaşadığımız hayal kırıklığını gayet iyi hatırlıyorum. O yıl Oscar Predictions of Umua adlı sitemde blogspot çatısı altında ilk kez internet üzerinden Oscar tahmini yapmaya başlamıştım. Üzerinden 3 yıl geçti ama dediğim gibi The Dark Knight‘ın görmezden gelinişi aklımdan gitmiyor. Milk, The Curious Case of Benjamin Button, Revolutionary Road, Doubt, The Wrestler gibi birbirinden nitelikli filmlerin boy gösterdiği yılda (ki iki senedir hala 2008′deki kadar iyi filmi bir arada izlemedik) son dakikada çok ilginç gelişmeler yaşandı. Tüm yıl boyunca Benjamin Button‘ın ödülleri silip süpüreceğini düşünürken Batman Begins ile hatrı sayılır bir başarı yakalayan Christopher Nolan, The Dark Knight ile aklımızı başımızdan hala. Ben The Prestige, Memento, Inception gibi başarılı filmlerle dolu filmografisine rağmen hala Nolan‘ın en iyi filminin The Dark Knight olduğunu düşünüyorum. Neyse. Konumuz The Dark Knight değil. Konumuz neredeyse ödül sezonuna bir ay kala binbir zahmetle çekilip, tüm sezonu silip süpüren Slumdog Millionaire.

Kült film Trainspotting‘in yaratıcısı Danny Boyle çok popüler olmamasına rağmen yaptığı kaliteli filmlerle tanınan İngiliz bir yönetmen. Leonardo DiCaprio‘lu The Beach, pek sesi duyulmasa da eleştirmenler tarafından beğenilen Millions ve tabi Trainspotting‘den sonra en iyi filmi olarak görülen 28 Days Later, Boyle‘un takdire şayan kariyerinin birkaç doruk noktası. Ama hiçbirinin aday olduğu dallardan sadece birinde kaybeden Slumdog Millionaire kadar ses getirdiğini söyleyemeyiz. Hindistan’da geçen bu eşsiz aşk masalı aslında klişe olan herşeyi içinde barındırmasına rağmen alışık olduğumuzun dışındaki mekanları ve Boyle filmlerinin farkı olan kurgusuyla türünün örneklerinden ayrılıyor.

Simon Beaufoy‘un Vikas Swarup‘un romanından uyarladığı film aslında Jack Dawson-Rose Bukater aşkı kadar ünlü bir çifte yer verdi beyazperdede. Eminim ki Latika ve Jamal isimlerini uzunca bir süre daha unutmayacağız. Belki abartmış olacağım ama Slumdog Millionaire modern bir Gone with the Wind oldu zamanla. Birbirlerine ulaşamayan iki aşık aslında sınırlı şey paylaşmış olmalarına rağmen film boyunca kavuşma sahnelerini izlemek için beklettirdi. O yüzden hele ki 2008 öncesinde No Country for Old Men, The Departed, Crash, Million Dollar Baby gibi birbirinden karamsar filmleri ödüllendiren Akademi’nin Slumdog Millionaire‘e ihtiyacı vardı. Bu film öncesinde sadece belirli bir kısım tarafından The Full Monty sebebiyle tanınan senarist Simon Beaufoy‘u Eric Roth, David Hare gibi günümüzün en iyi senaristleri arasına yerleştirdi.

Dev Patel‘in Jamal’ın büyümüş halini oynadığı filmde en başarılı ismin kendisi olduğunu söyleyebiliriz. Bence Oscar’a aday olmaması şaşırtıcı. Hele ki egosundan yanına varılmayan eski bağımlı Robert Downey Jr.‘ın bile o sene deli saçması Tropic Thunder ile aday olduğu düşünüldüğünde gözlerim Dev Patel‘i arıyor. Ona göre çok daha zayıf kalan Freida Pinto için ise söyleyecek birşeyim yok. Geçtiğimiz sene Miral‘da çıkardığı performansın yarısını Slumdog Millionaire‘de gösterseydi belki şansı olabilirdi. Bu iki isim haricinde Jamal ve Latika’nın çocukluklarını canlandıranlar inanılmaz başarılı! Filmin deneyimli aktörleri Irrfan Khan ve Anil Kapoor‘un haricinde filmin kötü adamı diyebileceğimiz Salim, yani Madhur Mittal da fazlasıyla iyi.

Slumdog Millionaire harika kurgulanıp yönetilmiş bir Bollywood filmi gözükebilir. Belki de hakikaten öyledir. Ama arada beyazperdenin böyle içten ve mutlu sonlu filmlere ihtiyacı var. Kimilerine göre Danny Boyle‘un yapmaması gereken bir filmdi ama bana göre 2000′li yılların en iyilerinden biriydi. Bu arada unutmadan ekleyeyim, A.R. Rahman‘ın hazırladığı müzikleri de üzerinden 3 sene geçmesine rağmen hala sıkılmadan dinleyebiliyoruz.

[A]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Uyarlama Senaryo
*En İyi Görüntü Yönetimi
*En İyi Kurgu
*En İyi Ses
En İyi Ses Efekti
*En İyi Özgün Müzik
*En İyi Özgün Şarkı (“Jai Ho”)
En İyi Özgün Şarkı (“O Saya”)

, , , , , , , ,

3 Yorum “Slumdog Millionaire”

  1. metin
    Ağustos 7, 2011 12:11 pm #

    Aslında bir sorum var: Oscar maratonumuz sadece en iyi film ödülü almış filmlerle mi devam edecek yoksa pek çok dalda aday olduğu halde ödül alamamış kimi efsane filmleri (2001, a clockwork orrange, chinatown, the thin red line, the elephant man, vs) ve diğer ödülleri (en iyi yönetmen, aktör, aktirst) de değerlendirecek misin?

    • umurtas
      Ağustos 7, 2011 3:22 pm #

      Hayır tabiki de. A Streetcar Named Desire, A Clockwork Orange, Saving Private Ryan gibi filmleri izleyip yorumlamaya devam edeceğim, lakin şimdiki kadar yoğun değil. Çünkü 2011 filmleriyle de ilgilenmem gerekiyor artık.

  2. mert
    Ocak 19, 2012 11:53 am #

    latika-jamal aşkı nedense rose-jack aşkı kadar ilgi görmedi sanırım, bunda etkili olan titanic aşıklarının kavuşamaması yada titanicin seyirci sayısı. Bende rose-jack taraftarıyım.

    Bu arada yazı için teşekkürler, güzel yerlere değinmişsiniz.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s