Rocky
Akademi’nin son yıllarda boks filmlerine gösterdiği ilgi apaçık ortada. The Fighter, The Wrestler, Million Dollar Baby… Her biri boksu farklı şekillerde ele alsa da hepsi de Akademi üyeleri tarafından fazlasıyla onurlandırıldı. Zannediyorum bir tek The Wrestler, Milk‘in gazabına uğradı. Onun dışında diğer iki filmin de aldığı ödüller ortada. Şöyle bir geçmişe döndüğünüzde de Rocky örneğiyle karşılaşıyorsunuz. Sylvester Stallone‘yi ünlü bir Hollywood yıldızına çeviren Rocky, aday olduğu sene Taxi Driver ve Network‘ü geride bırakarak aldığı En İyi Film ödülüyle de hala büyük tartışmalara sebep olmakta. Bir türlü Oscar alamayan Sidney Lumet‘nin yönetmen kategorisinde ödülü John G. Avildsen‘a nasıl kaptırdığından bahsetmek bile istemiyorum. Sonuçta daha bu sene Fincher‘ın Tom Hooper‘un “televizyon filmi” çekimleriyle alt ettiğine şahit olduk, öyle değil mi? Ama tabi önce Rocky‘den bahsedelim…
Rocky, oldukça klasik bir boks filmi aslına bakılırsa. Türünün diğer örneklerinden ayrılmasının tek sebebi ise hikayeyi duygusal bir şekilde aktarıp, dönemin işçi sınıfıyla ilgili küçük yorumlar getirmesi. Stallone‘nin kaleme aldığı bu biyografik filme senelerdir burun kıvırıp izlememiştim. Sebebi de gayet açık. Sinemada izlediğim ilk yetişkin filmi Cliffhanger‘dı. Enteresan bir seçim olduğunun ben de farkındayım, ama oldukça küçükken izlediğim o Cliffhanger hala benim için dünyanın en sıkıcı filmlerinden biridir. Hem de en son 18 sene önce izlememe rağmen! Lakin artık nasıl bir önyargıysa, Cliffhanger‘dan beri tek bir Stallone filmini bile izlemedim. Zannediyorum Rocky tabularımı yıktığım film oldu. Ve şaşırtıcı bir şekilde filmi beğendim.
Bu ilginç ve büyük ihtimalle çok da gerekli olmayan anektoddan sonra geçelim yönetmene… Tek atımlık kurşun gibi gözükse de The Karate Kid ve Rocky gibi iki kült seriye yönetmenlik yapan John G. Avildsen, bu filmde oldukça başarılı. Hala Network‘ü izlemediğim için Sidney Lumet‘nin hakkıydı yorumu yapamıyorum maalesef. Ama benim gördüğüm kadarıyla Avildsen öylesine almamış bu ödülü. Rocky belki öyle bir zamanda En İyi Film seçilerek çok büyük bir başarı elde etti. Yalnız 10 dalda aday olup ödüllerin sadece 3′üne kavuştuğu düşünülürse Akademi’nin kendini bir rüzgara kaptırdığı da iddia edilemez.
Sylvester Stallone‘nin sinir bozucu bir şekilde başarılı olduğu filmde The Godfather‘dan aşık olduğum Talia Shire, Rocky‘nin aşık olduğu Adrian rolünde tam anlamıyla harika. Belki de benim kendisine olan hayranlığımdandır beğenmem de kim Talia Shire‘dan hoşlanmayabilir ki? Burt Young ve Burgess Meredith‘in de Oscar’a aday olduğu yardımcı performanslarla göz doldurduğu söylenebilir. Hatta o sene En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu seçilen Jason Robards yerine Burgess Meredith‘in ödülü alması gerektiğini düşünenler çoğunlukta.
Rocky sıradan bir boks filmi değil, bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Belki devam filmlerinde işin suyunu çıkarmışlardır ama koca filmde topu topu 2 boks sahnesi izliyoruz ki bunlardan biri kısacık, diğeri ise final. Yani seyirciyi salonlara doluşturup vurdu kırdı izleterek ticari bir başarı elde etmeye çalışan uyduruk filmlerden kesinlikle değil. Hatta Stallone‘nin yazdığı senaryo bana kalırsa 83 yılın en iyilerinden. Ama dediğim gibi hala Network‘ü izlemedim. İzleyene kadar bekleyin… Unutmadan Bill Conti‘nin efsane olmuş bestesi “Gonna Fly Now“ını da unutmayalım.
[A]
Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Sylvester Stallone)
En İyi Kadın Oyuncu (Talia Shire)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Burgess Meredith)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Burt Young)
En İyi Özgün Senaryo
*En İyi Kurgu
En İyi Ses
En İyi Özgün Şarkı (“Gonna Fly Now”)
Henüz yorum yapılmamış.