Gandhi

The Oscar Boy’da yaptığım eleştirilerle ilgili gelen yorumlar arasında özellikle popüler ve yakın zamandaki filmleri daha iyi anlamam ama geri kalanıyla ilgilenmemden şikayet edenler var. Tabi bu yorumlar Oscar Maratonu ilk başladığı zamanlar Casablanca‘yı ilk kez izlediğimi söylediğim zaman aldığım yorumlar. Çünkü o zamana kadar izlediğim “En İyi Film”ler arasından seçtiğim en iyi 5′in hepsi son 20 yıl içerisinde yapılmış filmlerdi. Şimdi durum değişti tabi. İlk 5′in içerisinde 1950ler’den de 70ler’den de film mevcut. Ama iş her zaman sizin söylediğiniz gibi de yürümüyor. Mesela Titanic‘i çok beğenmiş olsam da kesinlikle ana akım sinemasına ait olan Gandhi hikayenin etkileyiciliğine rağmen benim beğenimi pek kazanamadı.

Gösterişli biyografik filmler çekmesiyle ünlü eski aktör şimdinin yönetmeni Richard Attenborough, Gandhi haricinde Chaplin ve Cry Freedom gibi başka biyografiler de çekmiş. En son 2007′de Shirley MacLaine ve Christopher Plummer‘ı bir araya getiren kadrosuna rağmen büyük hayal kırıklığı yaratan Closing the Ring ile sinemalarımıza uğramıştı ama kabul edelim Attenborough hala Gandhi‘nin ötesine geçebilmiş değil. 20 yıla yakın süren yapım süresi Gandhi‘yi öyle bir başarıya taşıdı ki film 8 Oscar alarak çok ciddi bir başarıya imza attı.

Ünlü Hint lider Mahatma Gandhi’nin hayat hikayesi John Briley‘nin hiçbir kaynağa bağlı olmayan senaryosuyla can buldu. Çok farklı bir başlangıç yaparak türünün örneklerinden ayrılan Gandhi pek çok ilke de imza attı aslında. En basitinden o zamana kadar doğru düzgün tanınmayan Ben Kingsley‘yi dünyaca ünlü bir yıldıza dönüştürdü. Şu an Kingsley‘ye duyulan saygının büyük bir çoğunluğu Gandhi‘deki başarılı oyunundan geliyor.

Ben Kingsley‘nin parmak ısırtan Gandhi performansı dışında filmde olağanüstü oyuncular mevcut. John Gielgud aklıma gelen ilk isim. Filme başlarken bir an için Baldwin kardeşlerden biri sandığım Martin Sheen‘i de unutmayalım. Candice Bergen, Trevor Howard, John Mills… Bunlar Gandhi‘nin dev kadrosundan göze çarpan isimlerden sadece birkaçı. Harry Potter serisinin Vernon Dursley’si Richard Griffiths‘i bile görmeniz mümkün. Tabi kısacık sahnesiyle bile insanı kendine hayran bıraktıran, favori aktörlerimden en başında gelen isim Daniel Day-Lewis‘i de unutmayalım. isterse 10 saniyelik bir rolü olsun, onun için her filmi izlerim.

Peki bu kadar övgüye rağmen Gandhi‘de eksik olan ne? Birincisi, kimse kusura bakmasın ama, 190 dakika boyunca ağır ağır işleyen bir filmi izlemek o kadar da kolay değil. Attenborough‘un gerçek mekanlarda çektiği filmin uzunluğu ve akıllara zarar dinginliği bir süre sonra yorucu olmaya başlıyor. Üstüne üstlük metin de ağdalı ki bu filmin kimi noktalarda inandırıcılığını yitirip, “Bakın Gandhi ne kadar da muhteşem bir adamdı!” demesine sebep oluyor. İzlenmeli mi? Kesinlikle! Ama benim favorim olabilir mi? Asla.

[B]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Erkek Oyuncu (Ben Kingsley)
*En İyi Özgün Senaryo
*En İyi Görüntü Yönetimi
*En İyi Kurgu
*En İyi Sanat Yönetimi
*En İyi Kostüm Tasarımı
En İyi Ses
En İyi Makyaj
En İyi Özgün Müzik

, , , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s