Platoon
Eminim sizin de çok büyük hayal kırıklıklarına uğradığınız filmler olmuştur. Fragmanında sanki bugüne kadar yapılmış en iyi filmmiş gibi gözüken ama izlediğinizde tüm dünyanızı başınıza yıkan filmler. Bunun en güzel örneği Australia galiba. Fragmanını ilk gördüğümde Australia‘nın Oscarları silip süpüreceğini, tüm sene boyunca Baz Luhrmann‘ı bu epik filmini konuşacağımızı düşündüm. Ama izleyince olan oldu. Filmin bir çocuk masalından farksız olduğunu ve gereğinden fazla uzun süresiyle sadece bir vakit kaybı olduğunu anladım. Tabi bunun tam tersi de olmuyor değil. Beklentilerinizin sıfır olduğu bir iş bir anda sizin için yılın en iyilerinden biri haline dönüşebiliyor. Bakınız In Bruges. Hala ciddiye almakta fazlasıyla zorlandığım aktör Colin Farrell‘ın başrolünde yer aldığı bu harika filmi izledikten sonra iyi ki de es geçmemişim diye düşünmüştüm. Çünkü In Bruges benim için 2008′in en iyi filmlerinden biriydi. Her neyse. Şimdi yine seveceğimi zannetmediğim ama aşık olduğum filmlerden birinden konuşacağız. O yüzden övgülerime hazır olun.
Sivriliğiyle tanınan ünlü yönetmen Oliver Stone‘un en iyi işinin Platoon oldu söylenir. Ne kadar doğru bilmiyorum tabi. Sonuçta kariyerinde öne çıkan işlerden izlediğim tek film Platoon. Belki ilerleyen aylarda bu konuda daha net bir yorumum olabilir. Ama şunu söyleyebilirim ki Platoon bugüne kadar izlediğim en iyi, en inandırıcı savaş filmlerinden biri. Yönetmenliğinden kurgusuna, oyuncularından efektlerine her şey tam anlamıyla mükemmel.
Stone‘un aynı zamanda yazdığı Platoon aslen herhangi bir dökümandan adapte edilmemiş olsa da Stone‘un Vietnam’da yaşadıklarının bir kısmını anlatıyor. Zaten Platoon‘un bu kadar inandırıcı olmasının en büyük sebebi de Stone‘un bizzat yaşadığı şeyleri bir araya getirerek huzurumuza sunması. Schindler’s List tam olarak savaş filmi olmadığı için ona en iyi soykırım filmi dersek, Platoon için de hiç düşünmeden en iyi savaş filmi diyebiliriz.
Two and a Half Men adındaki deli saçması televizyon dizisinde kadro dışı bırakılan Charlie Sheen filmin başrolünde karşımıza çıkıyor, ki hikayenin aynı zamanda anlatıcısı olan Sheen Oscar’a aday olamamış olsa da beklenmedik bir şekilde başarılı. Ama tabi filmin Oscar’a aday olan iki oyuncusu Tom Berenger ve Willem Dafeo‘nun performansları tartışılacak gibi değil. Şimdilerde Dafeo daha başarılı bir kariyer sürdürse de en son Inception‘da karşımıza çıkan Berenger‘in daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Peki bu kadar mı? Hayır. Platoon inanılmaz derecede ünlü isimlerle dolu bir kadroya sahip. Oscarlı aktör Forest Whitaker, hayatında ilk kez normal bir insanı oynadığını gördüğüm Johnny Depp, Scrubs‘dan hatırladığımız John C. McGinley, yine televizyon çıkışlı Entourage‘ın yıldızı Kevin Dillon ve daha pek çok isim… Özetle oyuncuların performanslarının da bu mükemmel senaryoyu desteklediğini söyleyebiliriz.
Derinden solcu bir tavrı olan, Amerika’nın savaş politikasını farklı bir şekilde eleştiren Platoon benim için özel bir film oldu. Herkese aynı zevki verir mi bilemem ama savaşın iç yüzünü bu kadar başarılı bir şekilde anlatan başka bir film izlediğimi hatırlamıyorum.
[A+]
Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tom Berenger)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Willem Dafoe)
En İyi Özgün Senaryo
En İyi Görüntü Yönetimi
*En İyi Kurgu
*En İyi Ses
Ukalaca bir yorum olarak Oliver Stone’dan “JFK” (özellikle son yarım saatte yönetmenlik başdöndürücüdür ve rüya gbi bir kadro vardır filmde), “Born On the 4th Of July”, “The Doors”, “Natural Born Killers” ve “Talk Radio” (bence Stone’un en iyi ve en dürüst filmidir bu) filmlerini de öneririm. Stone’un kadınlara bakışı sorunlu olsa da yönetmenliği muhteşemdir.
Apocalypse Now ve Full Metal Jacket’ı da büyük ihtimal izlemişsindir, Platoon’dan aşağı kalır yanı yoklar, hatta bence daha iyiler.