Mutiny on the Bounty
Herkesin kendine göre sevdiği aktörler ve aktrisler oluyor elbette. Mesela Kate Winslet için canımı bile verebilirim. Ona olan hayranlığım kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük. Erkeklerden ise Jude Law‘ı çok beğeniyorum. Fiziksel özelliklerinin avantajını kullanmak yerine cesur projelerde yer alması hoşuma gidiyor. Gençlerden şu aralar Jennifer Lawrence ilgimi çekmekte. Onu The Burning Plain‘de tanımıştım. Sonra Winter’s Bone geldi. Bu sene ise X-Men: First Class ve The Beaver‘da izledim. Oscar favorilerinden Like Crazy‘de de rolü varmış. Ama tabi bu Oscar Maratonu sayesinde kendime yepyeni favori oyuncular belirledim. Bette Davis ve Joan Crawford bayanlarda açık ara en sevdiklerim. Erkeklerde ise elbette Clark Gable başta geliyor. Bizim eski Yeşilçam aktörlerimizin havasında olsa da Gable‘ın onlardan en büyük farkı yetenekli olması. Şimdi de en az It Happened One Night kadar bilinen bir başka filminden bahsedeceğiz.
Cavalcade‘den tanıdığımız Frank Lloyd‘un yönettiği film Mutiny on the Bounty klasik bir Hollywood filmi. O zamana kadar stüdyoda çekilmiş en büyük film olmasının yanı sıra hala pek çok yapım tasarımcısının da referansı niteliğinde. Sadece En İyi Film dalında Oscar alan üç filmin sonuncusu Mutiny on the Bounty ve yönetmen Lloyd‘un da kariyerinin zirvesi.
18. yüzyıl sonlarında isyan çıkaran bir geri mürettabatının, geminin acımasız kaptanını denize bıraktıktan sonra Fletcher Christian önderliğinde adeta bir seyehatnameye dönüşen öyküsünü anlatıyor film. Charles Nordhoff ve James Norman Hall‘un kitabından uyarlanan Mutiny on the Bounty‘nin senaryo ekibinde birbirinden değerli üç isim var: Talbot Jennings, Jules Furthman ve Carey Wilson. Lakin Mutiny on the Bounty çok da uzun bir film olmamasına rağmen kısıtlı süresinde bile konuyu dağıtmayı o kadar güzel başarıyor ki, daha onuncu dakikasında filmle olan iletişiminizi kaybediyorsunuz.
Clark Gable‘ı bıyıksız göreceğiniz ender filmlerden biri bu. Gable‘ın Oscar’a aday olan performansı ise Büyük Buhran’dan sonra oldukça şen şakrak bir şekilde olsa da Gone with the Wind‘deki işinden çok çok daha iyi. Yalnız üç ana karakterden en çok öne çıkanı Charles Laughton‘ın rolü ki içlerinde en başarılısı da o. Franchot Tone ise bu üçlünün en zayıf halkası. Ama onun bile oldukça iyi olduğunu söylemek mümkün. En azından Gable ve Laughton‘ın yanında sırıtmıyor.
Mutiny on the Bounty seyri oldukça zor bir film, bunu kabul edelim. Çünkü 1935 yılında yapılmış böyle bir stüdyo prodüksiyonunu şimdi izleyince çok zevk alamıyorsunuz. Şu da var ki yakın dönemlerde çekilen All Quiet on the Western Front, Grand Hotel, It Happened One Night aradaki uzun yıllara rağmen kendisini izlettiriyor. O yüzden ben puanımı çok tutamayacağım. Sırf Gable için denemek isteyen denesin.
[B-]
Oscar Karnesi
*En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Clark Gable)
En İyi Erkek Oyuncu (Charles Laughton)
En İyi Erkek Oyuncu (Franchot Tone)
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Müzik
Henüz yorum yapılmamış.