Jane Eyre

Yeni dönem aktrislerinden özellikle Saoirse Ronan ile Mia Wasikowska‘nın sıkça karşılaştırıldığını görüyoruz. Her ne kadar Ronan daha kariyerinin başında Atonement ile Oscar’a aday olmuş olsa da bu iki genç aktrisin kariyerleri gerçekten çok farklı çizgilerde ilerliyor. Henüz 17 yaşında olan Saoirse Ronan ne yazık ki Atonement‘tan sonra iyi bir iş yakalayamadı. Peter Jackson‘ın büyük umutlar beslenen projesi The Lovely Bones hayal kırıklığı yaratırken Oscar’a aday olmasını beklediğimiz The Way Back sinemaların yanından bile geçemedi. Wasikowska ise bu konuda daha başarılı bir çizgide ilerliyor bana kalırsa. In Treatment‘ta dikkatimizi çeken 22 yaşındaki Mia sonrasında Defiance, That Evening Sun, The Kids Are All Right, Alice in Wonderland gibi projelerde yer alarak yoluna devam ediyor. Ayrıca bu sene Mia‘nın hem Jane Eyre hem de Albert Nobbs ile Oscar’a aday olma şansı var, hemen ekleyelim. Şimdi o Oscar ihtimalleri olan, kadrosuyla insanı büyüleyen bir edebiyat uyarlaması Jane Eyre‘a göz atalım.

Jane Eyre sayısız defa beyazperdeye uyarlanan bir Charlotte Bronte kitabı. Ailesini küçük yaşta kaybeden Jane yengesi tarafından büyütülüyor ama yengesi kötü yaradılışlı bir kadın olduğu için onu inanılmaz disiplinli, katı kuralları olan bir yatılı okula veriyor. Yıllar sonra Jane büyüyünce bu okuldan da çıkıyor ve zengin bir adamın evinde, evin küçük kızına dadılık yapmaya gidiyor. Yıllarca yalnızlıkla büyümüş ve erkekler hakkında hiç bir deneyimi olmayan Jane, kalbini patronu Rochestar’a kaptırıyor.

Jane Eyre şimdi bu satırlarla size inanılmaz romantik bir yolculuk gibi gelebilir, ama hayır. Daha önce okumayanlar ya da herhangi bir uyarlamasını seyretmeyenler için söyleyelim, Jane Eyre insanın canını acıtan ağır bir drama. Burada bir genç kızın hayallerinin yıkılışından tutun da genç yaşta deneyim etmek zorunda kaldığı kaderin kötü cilvelerine kadar sayısız acılı durum var. En son Tamara Drewe‘i kaleme alan Moira Buffini‘nin burada diğer Jane Eyre uyarlamalarından farklı olarak aşk kısmına daha çok yoğunlaşması ise farklı bir seçim. Aynı şekilde Jane Eyre‘ın anlatım olarak kronolojik bir sıraya tabi tutulmaması da dikkat çeken bir başka durum.

Filmin yönetmeni Cary Fukunaga 2 yıl önce çektiği ilk uzun metrajlı filmi Sin Nombre ile övgülere boğulmuş, birkaç eleştirmen birliğinden En İyi Yabancı Film ödülü almıştı. Fukunaga‘nın bu ikinci filmi ise ilkinden farklı olarak bir kostüm draması denilebilir. Ama Atonement, Pride and Prejudice, Marie Antoinette, The Duchess gibi yapımlarla boy ölçüşmek yerine bu dramayı daha bağımsız bir havada ve göz boyamak için uğraşmadan yapıyor. Özellikle Rochester’ın malikanesinin karanlık ve mütevazı havası insanı büyülüyor.

Filmde Jane Eyre karakterini Mia Wasikowska canlandırmakta. Bu yeni dönem aktrisleri içerisinde favorilerimden biri olsa da, ben bir başka favorim Michael Fassbender‘ın performansını çok daha fazla beğendim. Bu yıl tıpkı Wasikowska gibi birden fazla projeyle (X-Men: First Class, Haywire, Shame, A Dangerous Method) gündemde olan Fassbender‘ın yakın bir zamanda Oscar’a aday olduğunu görür gibiyim. Yalnız film bu iki isim üzerinden pazarlansa da tanıdık isimler bu kadarla sınırlı değil. En son Jumper‘da izlediğim Jamie Bell ve yaşayan efsanelerden Judi Dench kadroda öne çıkan önemli oyuncular. Kısacık da olsa gördüğümüz Sally Hawkins de filmin süprizlerinden bir diğeri. Happy-Go-Lucky‘den beri gizli bir hayranlık beslemekteyim kendisine, o da ayrı. Ve bir de sürekli aynı adamı canlandıran Simon McBurney var tanıdık olarak. Umuyorum o da bir gün kendine doğru düzgün bir rol edinebilir. Oynadığı dönem filmleri (Robin Hood, The Duchess, The Borgias) bir türlü bitmek bilmiyor. Küçük Jane Eyre Amelia Clarks‘ın ne kadar muhteşem olduğunu eklemeyi de unutmayalım.

2011 yapımı Jane Eyre kesinlikle daha önceki uyarlamalardan çok çok daha iyi. Ama farklı olacağız derken filmin sıkıcılık boyutuna varan uzun sahneleri film ile izleyici arasındaki bağın kopmasına sebep oluyor. Ben yine de sırf kimyası hiç tutmayan Wasikowska ve Fassbender ikilisi için izleyin derim. Bir çiftken birbirlerine hiç yakışmayan bu iki oyuncunun ilerleyen yıllarda iki büyük yıldız olacağını düşünürsek izlemekte fayda var.

[B+]

, , , , , , , , , ,

3 Yorum “Jane Eyre”

  1. Muhammed Ali
    Ağustos 20, 2011 12:58 pm #

    Öncelikle uzun zaman sonra burada yeni yapım filmler hakkında yorum görmek bizleri de fazlasıyla sevindirdi.Ne yalan söyleyeyim Oscar maratonu son zamanlarda artık sıkmaya başlamıştı.Ancak yine de güzel bir deneyim olsa gerek bu maraton.
    Jane Eyre benim de fazlasıyla merak ettiğim filmlerden biri.Kadrosu fazlasıyla heyecanlandırıyor.Ancak merak ettiğim Mia Wsikowska’nın performansı hakkında pek bir şey söylememişsiniz.Daha da merak sardı beni şimdi..

    • umurtas
      Ağustos 20, 2011 1:00 pm #

      Wasikowska’yı çok beğeniyor olsam da açıkçası ben Jane Eyre’da biraz yetersiz buldum kendisini. Özellikle Michael Fassbender ile aralarındaki uyumsuzluk çok göze batıyor.

  2. Muhammed Ali
    Ağustos 24, 2011 9:11 pm #

    Mia Wasikowska – James McAvoy
    Güzel bir ikili olurdu aslında.İkisini de çok severim.Kimyaları tutardı gibime geliyor.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s