Beginners
Festival seyircisinin özelliklerinden bahsederek başlamak istiyorum yazıma. Haftaiçi biletleri 5 TL olduğundan galiba çok ilginç bir seyirci mevcut Filmekimi’nde. Ömrüm boyunca komik olacağı aklıma gelmeyen sahnelere gülüyorlar. Hatta kahkaha atıp, gülmesini durdurumayan insanlar var. Burada zeka yaşı, IQ seviyesi gibi pek çok etken devreye giriyor tabi. Ama Filmekimi’nde güzel seçimler yapıp, bir festivale bilet alacak kadar kapasiten mevcutsa bence espri anlayışın da biraz yukarılarda seyretmeli. Ben demiyorum ki hiç birşeye gülmeyin. Yalnız bu insanlar herşeye gülüyorlar. Beginners‘ın en acı sahnesine de gülüyorlar, en romantiğine de. The Artist‘in en güzel sahnelerinden biri olan Jean Dujardin‘in rüyasında haykırarak gülenler var. Bugün We Need to Talk About Kevin‘da bile güldüler! Evet, bunu yaptılar. Boş perdeyi alkışlamalarından zaten bahsedesim gelmiyor. İnsan niye sinema salonunda, filmle ilgili tek bir kişi bile yokken perdeyi alkışlar? Ciddi misiniz? Hayatınızda hiç mi insan arasına karışmadınız? Festival serzenişlerim bol. Kalanını diğer yazılarıma saklıyorum. Geçelim Beginners‘a…
Beginners, inanılmaz umutlar besleyerek gittiğim bir filmdi. Sebebi ise çok açık: Konusu. Annesinin ölümünden sonra hem gay hem de kanser olduğunu açıklayan bir baba ve hayattan bir beklentisi kalmayan oğlunu izliyoruz filmde. Aynı zamanda Beginners‘ın yönetmen koltuğunda oturan Mike Mills tarafından yazılan senaryo üslubu gereği bana (500) Days of Summer‘ı hatırlattı ama o derece fenomen olabilecek bir şeyle karşılaşmadık ne yazık ki. İlk filmi Thumbsucker ile kendine has bir hayran kitlesi edinen Mills, Beginners ile çok da ileriye gidememiş. Modern bir romantizm ve esprili bir trajedi var sadece filmde o kadar.
Mike Mills filmin sevimli köpeğini altyazıyla konuşturmak gibi küçük detaylarla filmi süslese de yetmemiş. Ortalamanın üzerinde olduğu kesin ama ben çok daha iyisini beklediğim için hayal kırıklığına uğradım. Açıkçası günümüz kadınının anlamsız bağlanma problemleriyle ilgili çekilen binlerce filmden sonra Beginners‘da da buna benzer bir yan hikayeyle karşılaşınca sinirlenmedim değil. İşleri yokuşa sürmeyi seven bu kadın modeli neredeyse her filmde var. Yeter!
Yalnız bunları bir kenara atıp kadroya baktığınızda çok sevdiğim isimlerin bir araya geldiğini görüyorsunuz. Ewan McGregor filmin başrolünde. Bu adamı bir gün izlemeye doyabileceğime açıkçası inanmıyorum. Favori oyuncularım sorulduğunda aklıma gelen ilk isimlerden biridir McGregor. Burada ahım şahım bir performans sergilememiş gerçi ama varlığı bile yetiyor. Inglourious Basterds ile dünyamıza sızan Melanie Laurent, Beginners‘daki bir başka hoş süpriz diyebiliriz. Karakterine genel olarak tahammül edemediğim için objektif olup Laurent‘ın performansını yorumlayamayacağım. Ve tabi muhteşem aktör Christopher Plummer. Kendisi için şu günlerde Beginners‘daki rolüyle Oscar’ı alacağına dair yorumlar yapılıyor. Plummer‘ı oldukça fazla sevmeme rağmen eğer bu filmdeki rolüyle yılın en iyi yardımcı erkek oyuncusu seçilecekse vay halimize demek istiyorum. Demek ki rakipleri rezalet bir durumda. Çünkü Plummer filmde iyi olmasına rağmen Oscar’ı hak edecek birşey sunmuyor. Ama aday olabilir. Buna itirazım yok. Ben bile sene sonunda listeme koyarım. Bir de filmden ilgi çeken afişe adını yazdıramamış Goran Visnjic var. Hırvat aktörü de eminim ER‘dan hatırlayanınız vardır.
Beginners benim için bir hayal kırıklığı. Çok sevenler olduğunu da duydum ama benim fikrim ortada. Festivalde kaçırdıysanız üzülmeyin. İzleyecekseniz de oyuncuları için izleyin.
[B]
Genel olarak bağımsız sinemayı daha çok seven biri olarak. Thumbsucker’ı çok beğenmiştim. Şimdi Beginners’ı da aynı derece beğendim. 10 numara olmuş bence. Christopher Plummer’ın performansı da gerçekten muhteşem. Siz beğenmemiş olabilirsiniz ama benim şu ana kadar izlediğim en iyi performans. O yüzden oscarı da almasını isterim.
C. Plummer oscar alır mı bilemem ama adaylık alacak kadar iyi bir performans sergilediği kesin…Açıkcası filmi beğendim ve bunda en büyük etki C. Plummer ın iyi oyunculuğu…E. McGregor da iyi oyunculuğuna bir yenisini daha eklemişti…M. Laurent için ise aynı şeyleri söyleyemem bunalım halleri bir ara yeter artık dedirtecek kadar sinir bozucuydu.