Rango
Önümüzdeki hafta The Adventures of Tintin vizyona giriyor, bilmem haberiniz var mı. Spielberg‘in bu yıl gösterime girecek olan iki filminden biri Tintin ve Jamie Bell‘in başını çektiği bir kadroyla performans yakalama tekniği kullanılarak çekildi. Ne yazık ki Akademi bu performans yakalama konusunda biraz katı kurallara sahip. Yani Tintin‘in animasyon kategorisindeki akıbeti henüz belirsiz. Eğer olur da aday olursa büyük ihtimalle Oscar alacak. Ama aday olamazsa, ki o zaman En İyi Film kategorisi için büyük bir kampanya başlatırlar diye düşünüyorum, meydan Rango‘ya kalacak. Peki Rango‘yu bu yılın animasyonu yapan şey ne? Yılın en büyük süprizlerinden biri olan bu filmi neden bu kadar beğenildi?
Rango evcil bir bukalemunun bir anda kendini Vahşi Batı’da, çölün ortasında, Dirt adında bir kasabada buluşunu anlatıyor. Rol yapmaya bağımlı, spotların üzerinde olduğu bir hayata özenen Rango burada kendini bir evcil hayvan olarak değil de cesur bir kahraman olarak tanıtıyor. Western ve animasyonun buluştuğu film de işte tam burada başlıyor.
Pirates of the Caribbean serisi haricinde kariyerinde The Mexican gibi bir rezalet barındıran yönetmen Gore Verbinski ilk kez bir animasyonla karşımızda. John Logan ve James Ward Byrkit ile birlikte bulduğu hikayeden Logan tarafından senaryolaştırılan Rango benim için de 2011′in şu ana kadar izlediğim en iyi animasyonu oldu. Öncelikle ortada bir western-animasyon fikrinin olması bile insanı cezbediyor. Ki bu fikrin ahricinde yaratılan karakterler de oldukça şenlikli. Rango, Beans, Priscilla, Roadkill…
Johnny Depp‘in Rango’yu seslendirdiği filmin seslendirme kadrosundaki diğer isimler de Depp kadar olmasa da ünlü isimler. Isla Fisher‘in olağanüstü bir aksanla ortaya çıkardığı Beans karakteri filmin en eğlencelilerinden. Abigail Breslin‘in sesini duyma şansı yakaladığımız Priscilla da Rango‘nun sevimlisi. Ned Beatty ve Bill Nighy‘nin kötülere ses verdiği filmde ayrıca Alfred Molina ve Timothy Olyphant‘ı da kısaca duymanız mümkün.
Tabi bir de Rango‘daki olağanüstü sanat yönetimini ve Hans Zimmer‘ın müziklerini de eklemek lazım. Zimmer‘ın müzikleri haricinde kullanılan şarkılar da (hatta şarkıları söyleyen grup da) oldukça orijinal ve iyiydi. Lakin Hans Zimmer bu sene Oscar için bir kampanya yapmayacağını açıkladı. Bu da demek oluyor ki kendisini adaylar arasında göremeyeceğiz.
Rango dediğim gibi şimdiye kadar izlediğim en iyi 2011 tarihli animasyon. The Adventures of Tintin sonrası neler olur bilmem ama en azından Rango‘yu adaylar arasında görmek isterim. Kung Fu Panda 2 ve Rio‘yu düşününce aradaki farkı hissedebiliyorsunuz.
[B+]
Bu seneki animasyon dalında beni 12 den vuran bir film yok şu ana kadar. Ve rango bana pek tad vermedi nedense. Valla bu sene animasyonlar çok zayıftı. Bu ödül alırsa da kötünün iyisi mi oldugundan bilemiyorum ama hikayesi bile güzel degildi o kadar..ben C veriyorum
Rango.Bi buz devri değil, bi nemo değil, bi up değil benim için.Ama yüzde bir tebessüm yaratmıyor değil.Baykuşlar bomba.Karakterler de hoş.Ve Johnny Depp’i öyle bir performansta dinlemek de hoş kısımlarından.Bu animasyonda da diğer çoğu filmde olduğu gibi didaktik bir hava var.Bu sene bir hararet durumu var.Hayırlısı.