The Help

Şöyle bir eski yazılarıma baktım da Filmekimi’nde beri çok iddialı Oscar filmlerinden hiçbirini izlemediğimi fark ettim. Türkiye’de gösterime girmiş olsa da ya da internet üzerinden bulabilsek ne ala ama henüz Midnight in Paris ve The Tree of Life haricinde internette gezinen mühim bir film de yok. The Artist, Martha Marcy May Marlene ve We Need to Talk About Kevin‘ı da ancak Filmekimi’nde yakalayabildik. Neyse şikayet etmeyeceğim. Çünkü daha Kasım ayı bile sona ermedi. Geçen sene iddialı filmlerin hepsini Ocak’da izlediğimizi düşünürsek bu sene şanslı bile sayılırız. Ama ne yalan söyleyeyim hergün The Descendants umuduyla internet üzerinde aranmıyorum değil. O gün de gelecek… Da ne zaman? Evet, tekrar konumuza dönersek. İşte Amerika’da yere göğe sığdırılamayan, Viola Davis‘e Oscar kazandırması beklenen The Help!
The Help özellikle yönetmeni sebebiyle kaderini The King’s Speech‘e benzettiğim bir film. The Help‘in yönetmeni Tate Taylor tıpkı Tom Hooper gibi adı duyulmamış ve henüz adaylık için adı geçmese de izledikten sonra her an beğenilebileceğine inandığım bir isim. Sanılmasın ki Taylor çok yetenekli. Hooper için de pek parlak şeyler söylemiyordum hatırlarsanız. Ama Tate Taylor‘ın yarattığı tablo, yani The Help ona bir yerlerde adaylık getirebilir.
Film 1960lar’ın Amerika’sında siyahların hala ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü, hatta siyah hizmetçiler evdeki tuvaleti kullanmasın diye evin dışına ayrı tuvalet yapıldığı “şimdi”den çok çok uzak bir dünyayı anlatıyor. Kathryn Sockett‘ın romanından yönetmen Tate Taylor tarafından uyarlanan film bu yıl izlediğim en zayıf senaryolardan birine sahip. Minny karakterinin filmin sonuna kadar sakladığı hikayenin basitliğinden tutun da idealist Skeeter’ın kendini koca film boyunca bir kez bile ifade edememesine kadar tonla problem var.
Viola Davis‘in performansıyla Oscar yakalaması bekleniyor The Help‘in. Açık konuşacağım, eğer Viola Davis bu yılın en iyi kadın oyuncusu olacaksa o zaman En İyi Kadın Oyuncu kategorisi çok çok zayıf bir yıl geçiriyor. Doubt‘taki kısacık sahnesinde hayran kaldığım ve bir başrolde izlemek istediğim Davis bence The Help‘de ahım şahım bir iş çıkarmamış. Belki de ben yanılıyorum bilemiyorum. Ama rol arkadaşı Octavia Spencer‘ın yanında bence Viola Davis‘in performansı için söylenebilecek tek şey “sıradan”. Spencer ise önümüzdeki yıllarda takip edilmesi gerektiğine inandığım bir iş çıkarmış. Aday olup ödülü alırsa üzülmem. Viola Davis için aynı şeyleri söyleyebileceğimi pek sanmıyorum.
Filmin başrollerinden bir diğeri Emma Stone‘a ait ki Stone, Easy A ile sınıf atladıktan sonra ilk kez bu kadar büyük bir rolle karşımıza çıktı. Lakin onu da pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Drama Emma Stone‘un işi değil diye düşünmedim. Oldukça karikatürize edilmiş ve neredeyse abartılı diyebileceğimiz Bryce Dallas Howard ise beni şaşırttı. Malum onu pek konuşmayan, kıyıda köşede kalmış kadın karakterleri oynarken izlemeye alışmıştık. Şimdi böylesi garip kaçtı. Ve Jessica Chastain. Bu sene her kalkan taşın altında kendisi var. The Help‘de Marilyn Monroe‘yu andıran havasıyla beni öyle bir büyüledi ki The Tree of Life‘da çok beğendiğim Chastain‘in bu rollerin hepsini nasıl aldığını anlamış oldum. Çok yetenekli ve gerçekten çok güzel. Chastain‘in ilerleyen yıllarda büyük Hollywood yıldızlarından biri olacağına şüphe yok. Ayrıca Sissy Spacek, Mary Steenburgen ve Allison Janney gibi deneyimli isimlerle True Blood‘dan hatırlayacağınız Nelson Ellis ile Anna Camp‘e rastlamanız mümkün.
The Help bana biraz Forrest Gump, biraz Driving Miss Daisy‘yi hatırlattı. İki film de En İyi Film Oscar’ı almış çok da popüler yapımlar. Ben The Help‘in yarışın “dark horse” dedikleri ve her an herşeyi yapabilecek filmlerinden biri olarak görüyorum. Altın Küre’yi alabilir, SAG’de En İyi Toplu Performans ödülünü getirebilir. Pek ala doğru kampanya yapılırsa Oscar’ı bile kucaklayabilir. Ama ben destekliyor muyum? Galiba hayır. Octavia Spencer ve Jessica Chastain haricinde ne Viola Davis, ne de sıfırdan yazılması gerektiğine inandığım senaryo ilgimi çekti. Siz bana bakmayın tabi. The Help Akademi’nin aklını çelerse gayet de Kodak Tiyatrosu filmin zaferine şahit olabilir.
[B]
Umurtaş, inceledigin ve not verdigin filmleri sol tarafta liste halinde görebiliyoruz. Ama mesela üzerine tıklayıpta o filme ait inceleme kısmına girilebilmeyi ayarlayabilirsen çok iyi olur. Çünkü Help filmine yorum yapıcam diyorum ve search kısmından aratsam bile help adı gecen herseyı lısteledıgı ıcın biraz uğraştırıcı oluyor. Düzenleyebilirsen o şekilde daha kullanıslı olur.
Bu arada Help filmini az önce bitirdim. Hİkaye ve işleyiş güzel. İnsana da dokunmuyor değil. Ancak viola davis’in performansını oscarlık olarak göremiyorum ve bana kalırsa da oscarı kesinlikle alabileceğini sanmıyorum. Her ne kadar izlemesem de merly streep ve m.williams’ ın daha fazla şansı oldugunu düsünüyorum.
Ancak gerek o.spencer gerek Jessica Chastain filmde o kadar güzel oynamışlar ki, ikisine birden oscar verilse çok güzel olurdu. Çünkü ikisi de çok başarılı. Hatta Bryce Dallas Howard bile iyi iş çıkarmış. Resmen insanı sinir eden bir tipleme ve bunda da başarılı.
Sonuç olarak toparlarsam, bu senenin en fazla desteklenen bir filmi. Genel olarak oyunculuklar güzel ama viola davis in oscarlık bir rolü yok. Yardımcı kadın oyuncularda ise tam tersi. Akademi bu tür filmleri sever. İzlemedigim filmler olduğu için en iyi film ödülünü alır mı bilemem ama 10 üzerinden 7.5-8 verebilecegim bir film.
Hemen ayarladım. Yan taraftan eleştirilere kolaylıkla ulaşabilirsiniz artık.
Bu filmi daha bitirmedim ama yazmak istedim. Film ile ilgili beni en rahatsız eden şey ürün yerleştirmeleri oldu. Sanırsınız tv dizisi. Yok Coca-Cola, yok Crisco(hadi bu bizim ülkede yok etkilemez) öve öve bitiremiyorlar filmde. Kolanın özellikle 60 yıllar Amerika’sının sembolü olduğu doğru ama markayı göze sokmanında alemi yok.
Evet shify dogru söylüyorsun su coca cola ve crisco icin. :)
Umurtaş bey Eleştirinize katılamıycam.2002 yılındaki Chicago faciasından sonra Bir kez daha siyah-beyaz sessiz boş bir filmin oscar almasına katlanamam.The Descendants alsın.ona bişey demem.Alexander Payne sinemasını sevmişimdir.Ama bu yılın en iyi Amerikan filmini beğenmemenize ben çok şaşırdım.60′ların siyah-beyaz ayrımını kitabada sadık kalarak çok güzel anlatmamışmı film sizce.ki İmbd puanı siyah-beyaz ayrımı hakkında yapılmış en iyi filmlerden biri olan mor yıllardan bile daha yüksek.senaryosu bu kadar kötüyse İmbdde şuanda 40 bin kişinin 8.1 verdiği bir film.bu insanların afedersiniz hiçbirimi anlamıyor filmden.Bende bu yıl bu film oscarı almaz ama Gönüllerin şampiyonu olarak hiçbir zaman unutulmayacak.Eleştirinizi çok acımasız buldum.Göklere çıkartılacak filmi yerden yere vurmuşunuz.
The Tree of Life da hayran kaldığım Jessica Chastain ın ismini kadroda görmem filmi izlememdeki en büyük etkendi…Film hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadan izlediğim için beklediğimden çok daha iyi bulduğum bir filmdi…Hikaye gayet güzel işlenmiş ve çok iyi bir kadroyla çekilmiş…Jessica Chastain başta olmak üzere O.Spencer, B.Howard ve V.Davis filmde oldukça iyiydiler…Emma Stone u çok sevmeme rağmen filmin en zayıf halkası olduğunu düşünüyorum..
Siyah-beyaz ayrımını anlatan en iyi filmlerden biri olduğunu düşünüyorum..
Bu mudur sinema Allah aşkına..Oscar gitgide kalitesinin düşürmeye başladı gerçekten.The Tree of Life ve Moneyball gibi filmlerle aynı kategoride..Gerçi alamadığı adaylıkları düşünürsek oyuncular taşımış ana kategoriye filmi herhalde..
Neyse hiç mi hiç beğenmedim.o ne bayat bir kurgudur o ne “bok”tan bir senayodur..rezalet gerçekten..o performanslar olmasaydı eminim yüzüne bakan olmazdı..
Viola Davis genel anlamda iyi.Özellikle bir sahnede çok beğendim.Ama Rooney Mara, Michelle Williams ve Meryl Streep gibi güçlü perofrmanslar varken Oscar’ı alacak olması katlanılası bir durum değil
Octavia Spencer iyi ancak klişe ve düz..
Bryce Dallas Howard ve Jessica Chastain ise harikulade..
The Help oyuncuları için yaptığın yoruma şiddetle katılıyorum,umarım törende ikisi ödülü alamaz.
Ayrıca ben bu yeni kuralın her şeyi mahvettiğini düşünüyorum,eğer geçen seneki gibi 10 film olsaydı,yılın en iyi yapımlarından The Girl With The Dragon Tattoo ve Drive oscar’a aday olabilecekti,büyük hata bence
sizin tarih bilginiz, genel kültürünüz sıfır. önce kendinizi geliştirin, biraz okuyun, araştırın. bu kadar bilgisizseniz önce bir susun, öğrenmeden önce The Help senaryosu hakkında yorum yapmayın!
Pardon senin yanında ağzımızı açmak ne haddimize..Dağılın beyler adam The Help’in senaryosunda muhteşemliği çözmüş..
Merak ettiğim bir şey var; The Help’in senaryosu ile tarih bilgisinin,genel kültürün ne ilgisi var.
Ne yapalım ” The Help’in senaryosunu beğendim,genel kültürüm yüksek,en zeki benim” diye bir yerimizi kaldırarak mı yürüyelim.
Kusura bakmayın da o yorumunuzdan sadece bu anlaşılıyor.
Lafı siyahilerin o dönemde yaşadıklarını bilmiyorsun,o dönemdeki olaylar hakkında hiçbir halt bildiğin yok demeye getirmişsin.
Birincisi o adamın bilip bilmemesi burada seni ilgilendirmez,bilse de bilmese de senaryo hakkındaki yorumu kendi görüşleridir.İnsanlara saldırmayın.
İkincisi, filmin neyi anlattığına ilk önce siz dikkat edin.O dönemdeki siyahilerin yaşadığı zorlukları,çektiği sıkıntıları anlatıyor.
Yani adam o konular hakkında hiçbir şey bilmiyorsa bile film sayesinde yaşananların bir kısmını öğrenebilir.Bu da sizin saldırma sebebinizi fazlasıyla gereksiz kılıyor.
Ha ben de yaxley’nin yorumunu aşırı bulanlardanım,öyle bahsettiği şekilde rezil olan bir senaryo yok ama öyle ahım şahım bir kurgu da yok.
Allah aşkına film boyunca Octavia ile Bryce Dallas Howard’ın yaşadığı olayı bekliyoruz,beklediğimiz olay basit bir komedi sahnesi.Normal bir senaryo var karşımızda hatta fazlasıyla eksiği olan bir senaryo.Bunu en kültürlü adam da anlayabilir,en mal olan adam da.
Senaryosu oscar’ın ilk 5 inde bile yer alamamış,çünkü diğer filmler karşısında enkaz gibi görünüyor.
Asıl kültürsüzlük,bilgi eksikliği,The Descendants,Moneyball gibi senaryoların yanında The Help’i beklemek olur.
evet, bu filmde anlatılanlardan öğrenilecek çok şey var, ben de bunu vurgulamak istedim.
Önemli olan o öğretilecek şeyleri hök diye seyircinin kafasına zorla sokarcasına değil sinemasal bir dille anlatmak..O zaman gidelim tarih kitabı okuyalım.Ne farkı var..
Aday filmlerde bu sene didaktik bir hava var.Bu film bana “Precious’ı hatırlattı.Onun kıyafet değiştirmiş hali gibi.En iyi kadın oyuncu dalı değil ama yardımcı kadıncı rolü için Octavia Spencer güçlü bir aday.Anladığım kadarıyla artık filmler senaryodan ziyade görüntü ve belki bi nebze oyunculukla aday oluyorlar.Ama izlenir yani.Başrol oyuncusnun otobüsten eve kaçıs görünteri iyidir.
Kesinlikle çok iyi filmdi. Döneminin o rengini o görüntüsünü pek yakalayamamış olması sinematoğraf açısından olumsuz etkiliyor fakat hikaye ile bu yediriliyor. Senaryoya laf edenleri hiç anlamıyorum. Ya sinemadan anlamıyorlar ya da filmi tepetaklak bir biçimde izlemişler. Sizlere sadece Oyunculuklar açısından katılabiliyorum fakat diğerlerine hayır.
Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki filmler hakkında eleştiri yaparken daha seviyeli eleştirmenizi rica ederim. Kişisel bir mesaj değil, herkesedir. Herkes üstüne alınabilir. Seviyeli ve saygı çerçevesinde, görüşünüzü belirtiniz. Filmi değerlendirirken film hakkındaki görüşleriniz olumsuz olsa dahi ona hakaret hakkı vermez size. Çünkü bu filmler hangi emeklerle çekiliyor bir bilseniz, bırakın yorum yapmayı sinemadan soğursunuz..
ha bak ondan olabilir işte ben amuda kalkmış pozisyonda izlemiştim filmi.Bir de düz şekilde izleyeyim..