Warrior

Dövüş filmleriyle ilgili sızlanan insanlardan hakikaten bıktım usandım. Her yıl bir film çıktığının ben de farkındayım. Ama kötü olsa kötü deriz öyle değil mi? Üstelik hepsi de çok çok farklı örnekler. Clint Eastwood‘un Million Dollar Baby‘si, Darren Aronofsky‘nin The Wrestler‘ı, David O. Russell‘ın The Fighter‘ı… Bunların hiçbirini de birbiriyle kıyaslayamazsınız. Bu türün babası Rocky‘ye döndüğünüzde ise karşılaştırma yapacak ortak bir nokta bulmanız bile mümkün değil. Sadece filmin başlığı altındaki dövüş, boks kelimeleri olabilir. O yüzden şikayet etmeyi bırakın. İzlemeyecekseniz izlemeyin. Hep bizi sızlanmalarınızdan kurtarmış olursunuz, hem de etrafınızdaki iyi çıkabilme ihtimali olan bir filmden soğutmamış olursunuz. Bu güzel ayarımdan sonra geçelim bu yılın dövüş filmi Warrior‘a.

Janet McTeer‘a Altın Küre getiren Tumbleweeds‘in yönetmeni Gavin O’Connor var Warrior‘ın kamerasının arkasında. Film çok farklı hayatlar yaşayan iki kardeşin aynı boks turnuvasına katılmasını anlatıyor. Askerden kaçıp eskiden alkolik olan babasının yanına gelen Tom Hardy bir yanda, babası ve kardeşini tamamen unutup kendine yepyeni bir hayat kuran Joel Edgerton diğer yanda.

O’Connor‘ın başarılı sayabileceğimiz yönetmenlik kimliğine bir sözüm yok. Ama Anthony Tambakis ve Cliff Dorfman ile beraber yazdığı senaryoyla ilgili problemlerim olabilir. Bir kere karakterlerin duygusal özellikleri konusunda çok sağlam ürünler çıkarmışlar ortaya. Burada oyunculardan da destek alındığı kesin. Yalnız özellikle baba ve oğullarının arasındaki o uzaklığı anlatırken Warrior ağzında lafı o kadar çok geveliyorki film bitmesine rağmen o sorunun ne olduğunu öğrenemiyorsunuz. Ki bu bence Warrior‘ı en çok yaralayan şey olmuş. Senaryo da bariz bir eksiklik var. Karakterleri yerine oturtacağız derken hikayenin başı unutulmuş.

Kafanızı senaryodan kaldırıp oyunculara döndüğünüzde ise çok başarılı üç aktörle karşılaşıyorsunuz. Tom Hardy kariyerinin en iyi performanslarından birini sunuyor. Oscar için pek şansı olduğunu sanmıyorum ama Hardy‘nin önü çok açık, ona eminim. Her seçimiyle bunu bize daha iyi kanıtlıyor. Gerçi şimdi This Means War adındaki filminin fragmanları dönmekte. O senaryonun altına imzasını attığı için kendisini hiç affetmeyebilirim. Animal Kingdom‘la hayatımıza giren ve izlediğim günden beri başka bir filmde görmek istediğim Joel Edgerton da en az Hardy kadar başarılı. Ama hiç kendimizi yormayalım, bu filmin yıldızı Nick Nolte. Bana göre Oscar’a kesinlikle aday olması gereken bir performans sergilemiş. Eğer olur da ödülü alırsa çok sevinirim. Biliyorsunuz şu an favori Christopher Plummer ve yeri pek sağlam değil. Eğer sezon içerisinde destek alırsa Nolte pek ala Plummer‘ı yerinden edebilir çünkü bu filmde mükemmel bir performans sergiliyor çok uzun bir aradan sonra. Bir de sevenleri için Jennifer Morrison‘ın da varlığını ekleyelim. Kendisini How I Met Your Mother‘ın da öncesinde House‘dan beri sevmediğim için pek olumlu bir yorum yapasım yok.

Warrior belki 10 aday olsaydı Oscar’da ilk 10′a zorlayacak bir film. Akademi’nin Warrior‘ı seveceğine eminim. Belki de bu yüzden Nick Nolte için içimde bir umudum var. İzlemenizi öneririm. Hikayedeki tüm aksaklıklara rağmen iyi diyebilirim.

[B+]

, , , , , , ,

7 Yorum “Warrior”

  1. onur
    Aralık 5, 2011 10:50 pm #

    ben de senin gibi sızlananlara ayar verdiğini düşünüp prim yapmaya çalışanlardan bıktım. herkesin kendi görüşü ise madem ona da saygı. ben dövüş,boks vb öyküleri sevmeyebilirim, hoolywood un her sene bu çakallığa baş vurmasından nefret ediyor olabilirim ya da böyle düşünebilir, böyle hissedebilirim. iki kardeş ve duygusal alt metinli filmlerden ne kadar iyi de olsalar gına gelmiş olabilir ve bu görüşümü de açıklamakta özgürüm. eğer insanlar benden etkilenip film tercihi yapacaklarsa, kendi görüşleri yoksa sinemayı izlemeseler de olur ki eleştri bile okumamak tercih edilebilir. zira herkesin yaşadığı, büyüdüğü, öğrendiği, geliştiği, bildiği ve bilmediği şeyler farklıdır. bu arada “kötü olsa kötü deriz” ne demek? film tanrısı mı ilan ettin kendini? senin için iyi olan bu filmler bana göre belki çok kötüler nerden biliyosun. lütfen kendine beklediğin saygıyı, beğenmeme ya da reddetme hakkını kullanan insanlara da göster..

    • umurtas
      Aralık 5, 2011 11:07 pm #

      Buradaki tepkim insanların benim beğendiğim filmleri beğenmemesine değil, tamamen önyargıya. O yüzden eğer yanlış anlaşıldıysam kusura bakma. Ama izlemeden yorum yapan ve belki de beğeneceği filmleri kaçıran insanlara saygı göstermek içimden gelmiyor.

  2. onur
    Aralık 5, 2011 11:17 pm #

    “yorum” dediğin olay farklı tabi. sıkıldım artık bu tarz filmlerden demek, ya da hoolywood un taktik yaptığını düşünmek başka bişey. yoksa izlemeden “bence şu ayarda, şöyle şöyle filmdir amannn, sonu da kesin böyle biter” diyenlere istediğini söyle arkandayım :)) benim anlatmaya çalıştığıma örnek; ben sıkıldım bu tarz filmlerden ama sevdiğim ve seni de takip etme sebeplerinden biri olarak oscar var ve aday olan her filmi izlemeyi kendime görev sayıyorum. murat diye sevdiğim ve benim önerimle seni takip etmeye başlayan sinemayı seven bi kardeşim var. ona da sıkıldığımı söyledim ama o sever böyle filmleri, gitti seyretti beğendi bana da kritiğini yaptı. yani etkilenmedi.bu iki sebepten izleyeceğim ve belki filmi çok beğeneceğim, tom hardy i de severim. umarım ben de daha iyi anlatabilmişimdir derdimi,teşekkürler..

    • umurtas
      Aralık 5, 2011 11:18 pm #

      Anladım ne demek istediğini. Ama galiba ben de anlatabildim ne demek istediğimi. Problem halledilmiştir. :)

  3. murat
    Aralık 5, 2011 11:27 pm #

    o murat ben oluyorum :))) . bu yazıyıda filmin üstüne yaptığımız konuşma üzerine ben gösterdim onur abiye.ben bu tarz filmleri severim ve bu filmide olduça beğendim.çünkü genelde dramatik yapıları güçlü olur bu türdeki filmlerin.ama dendiği gibi burda sizin yol gösterici olmanız , film hakkında fikir vermeniz gerekli yargılara varmanız değil.onun dışında güncel ve iyi bir bloğunuz var bunlarıda olumlu eleştiriler olarak algılarsanız faydamız dokunmuş olur.

  4. Erşah
    Ocak 15, 2012 1:04 pm #

    Bu türün babası Rocky mi ? Benim için tarihin en büyük balonudur Rocky. Böyle kötü bir senaryo, kurgu, yönetim olamaz. Tabi tarzındır, pek birşey diyemem.

    İnsanların ne bulduğunu bir türlü çözemedim Rocky’de, birisi de gelip bana açıklamadı. Bak ben şu anlatımı beğendim, şu teknik detayı beğendim yok. Sadece hakaret tufanına uğradım. Enteresandır, bu sene de Warrior’a hayran kaldım. Senaryoda da herkesin bulduğu klişeleri bulamadım. Dövüş filmlerini senin gibi severim.

    Bence hikayedeki aksaklık şöyle ki, hikayenin ortasından başlıyoruz filme ve geri kalanı zaten puzzle gibi birleşiyor. Biraz da seyirciye bırakılmış başı. Herşeyi anlatıp şişirme bir final yapılmamış, ben bunu beğendim açıkçası.

    Tabi -ekşi gözüyle- IMDB’de listeye girebilmesi ayrı bir sorunsal. Tamam ben en büyük destekçisiyim, hatta oralarda kalıcı olsun, ama UFC izleyen ergenlerin film sonunda 10 puanı basıp çıktıklarını düşünmeden edemiyor insan. Her ne kadar iyi bir film olsa da. Oscar’da 10 aday adayı filme bile kalamayacaktır bence. Akademi daha çok Rocky gibi Amerikan rüyası propagandası yapan balonları sever, böyle eleştirel filmleri değil kanımca.

    • Gökhan
      Ocak 21, 2012 9:06 pm #

      Gerçekten film izleme ruhuna sahip her insan rocky filminden etkilenir.Bence Balon demektense kendini bir irdele

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s