Moneyball
Bu yılın Oscar yarışından bahsederken hala bir karara varamadığımız kategoriler arasında En İyi Erkek Oyuncu dalının da yer aldığına dikkat etmişsinizdir. Brad Pitt mi, George Clooney mi, yoksa Jean Dujardin mi? Henüz The Descendants‘ı izleyebilmiş değiliz. Vizyon takvimine bakılırsa daha da bekleyeceğiz. The Artist‘i ise Filmekimi’nde yakalayan şanslı kalabalıktanım. Ben filme hayran oldum. Sürekli olarak 2011′in en iyisinin The Artist olduğunu savunuyorum. “2011′e geldik, ödülü bir sessiz film almasın.” diyenlere de ancak “2011′e geldik, hala The Help gibi bir senaryoya prim yaptırıyoruz.” diye cevap verebiliyorum. Böyle bir mantık yok. Neyse. Geçelim şimdi üçüncü adayımıza, yani Brad Pitt‘e. 3 sene sonra oyunculuk kariyerini bırakacağını açıklayan Pitt anlaşılan Babel sonrası tek bir kötü filmin giremediği filmografisine oyunculuğunun son yıllarında muhteşem halkalar eklemeye devam edecek.
Capote ile Philip Seymour Hoffman‘a Oscar kazandıran Bennett Miller, aynı zamanda kendisinin de Oscar’a aday olduğu filmden sonra tekrar başka bir film yönetmemişti. Şimdi tam 6 sene sonra yılın sessiz sakin iyilerinden biriyle karşımızda. Moneyball‘a gelen tepkileri yeterli bulamasam da bence özellikle senaryo anlamında kesinlikle bu senenin The Social Network‘ü var karşımızda. Ki oyuncuları ve prodüksiyonun diğer elemanlarını da bir araya getirdiğinizde bu benzetmeye daha da çok inanıyorsunuz.
Günümüzün en prestijli yazarlarından Steven Zaillian ve Aaron Sorkin‘in gerçek bir hikayenin anlatıldığı aynı adlı kitaptan uyarladığı Moneyball beyzbol dünyasında önyargıyla savaşmış ve farklı bir metot uygulayarak kendi yolunda yürüyen bir menajeri, Oklahoma Athletics’in başındaki Billy Beane’i anlatıyor. Senaryo yılın en iyilerinden biri hiç kuşkusuz. Diyaloglar üzerine kurulmuş hikaye oyunculara hünerlerini sergilemek için alan tanırken seyirciyi de bir an olsun sıkmıyor.
Gelelim bu filme “spor filmi” gözüyle bakıp gitmek istemeyeceklere… Tabi bu sizin kararınız lakin Moneyball ne bir spor filmi ne de suyu çıkmış başarı hikayelerinden bir diğeri. Alışılmışın çok dışında bir yapım. Ve bunun tek sebebi Zaillian – Miller ikilisi de değil. Billy Beane’in kendisi zaten sıradan olmamayı tercih ederek hikayesinin klasik “başarı”lardan farklı olmasını sağlıyor.
Brad Pitt filmin başrolünde önyargılara karşı savaşan yalnız adam Beane’i canlandırmakta. Galiba Pitt‘i bugüne kadar hiç bu kadar iyi gördüğümü hatırlamıyorum. Akademi gösterişli performanslara bayılır ve ne yazık ki Pitt çok daha derinden bir karakter yaratmış filmde. Ben hayran kalmış olsam da (ve şimdiden favorim) Oscar’da aradığını bulamaması ihtimaller çerçevesinde. Gelelim kilit adamlardan bir diğeri Peter Brand’e. Yale mezunu bir iktisatçı olan Brand’i Jonah Hill canlandırıyor. Komediden tanıdığımız bir aktör olmasına rağmen Hill‘in de bulunduğu her sahnede bir an olsun Pitt‘in yanında sırıtmaması hayret verici. Pek rol çaldığını söyleyemesem de kendisinden beklemediğim bir iş çıkardığı kesin. Bu iki önemli isim haricinde kısa da olsa Robin Wright ve Parks & Recreation‘ın Andy’si Chris Pratt‘i izliyoruz. Philip Seymour Hoffman ise Billy’ye en çok ayak diretenlerden birini, Oklahoma Athletics’in antrenörü Art Howe’u canlandırıyor. Bir de geçtiğimiz yıl The Fighter‘ın gözden kaçırılan performanslarından birini veren Jack McGee var Moneyball‘da dikkatimi çektiğini ekleyebileceğim.
Moneyball oyunculukları ve senaryosu başta olmak üzere, müziği ve yönetmenliğiyle kendine hayran bıraktıran bir film. Brad Pitt‘in sırf son sahnede araba sürerkenki oyunculuğunu ödül dağıtan kurumların üyelerini göndermek bile yeterli bana kalırsa. Mutlaka izleyin!
[A+]
Süper bir Moneyball kritiği yazmışsın, teşekkürler…
Dün Moneyball filmini izledim ve Brad Pitt’e bir kez daha hayran kaldım. Billy Beane gibi sıradışı bir karakteri çok başarılı bir şekilde canlandırmış, Oscar alması beni çok mutlu edecek.
Dün akşam izledim filmi.Ben Brad pitt’i bu filmde çok sevdim.Çok gösterişsiz oynamış ama karakterin duygularını seyirciye çok iyi yansıtmış bence.İlk defa bir Brad Pitt filmi izlerken yakışıklılığına takılmadım çünkü oyunculuğu ve yarattığı karakter bunun önüne geçmiş.Yani Brad Pitt’i izlemedim Billy Beane’i izledim.Bu da gerçekten başarılı oynadığının kanıtı bence (bu arada Robert Redfort’a benzettim bu halini onun gibi güzel yaşlanıyo :) Filmin kendisini de sevdim.bence filmin başarısı gürültülü bir şekilde anlatılabilecek bi konuyu çok yalın ve gösterişsiz anlatmasıydı.Kısacası The Artist’i izlemedim ama moneyball favorim.