Kamera Arkası: Coen Kardeşler

Öncelikle Kamera Arkası bölümünün ikinci sezonuna hepiniz hoşgeldiniz. İlk sezonu David Fincher, Darren Aronofsky, Paul Thomas Anderson gibi daha genç ustalar ve fazlasıyla Amerikan yönetmenle geçirdik. Bu sezonda ise amacım daha büyük, deneyimli usta yönetmenlerle Avrupa Sineması’nın bilinen isimlerini de ağırlamak. O yüzden oldukça renkli bir takvimimiz olduğunu belirteyim. Yazının en sonuna sırayla Lynne Ramsay, Jean-Pierre Jeunet, Jim Jarmusch, Tim Burton ve Lukas Moodysson hakkında konuşacağımızı belirten bir program ekledim zaten. Umuyorum sadece 21 bölümde bir Oscar Boy vazgeçilmezi haline dönüşen bu yazı serisi ikinci yılında da sizlerden beklediğim ilgiyi görür. Ki zaten dersime çalışıp geldim ve seyirciyi ikiye bölen yönetmenlerle başlamak istedim. Daha önce de duyurduğum gibi bugünün konuğu Joel ve Ethan Coen.

Yahudi olduklarını anlamadığım bir şekilde tüm dünyanın çok iyi bildiği Coen Kardeşler 3 yaş arayla Minnesota’da doğmuş. Üniversitede çalışan iktisatçı bir baba ve sanat tarihçisi bir annenin çocukları olan Joel ile Ethan çocuk yaşlarda biriktirdikleri paralarla bir kamera alıp ünlü filmleri, dizileri kendilerince yeniden çekmişler. Joel New York’da film okumuş, Ethan ise Princeton’da felsefe. Tabi buna bağlı olarak Joel uzunca bir süre kameranın arkasındaki tek adam olmuş. Öyle ki Ethan Coen‘in yönetmen kimliğiyle ağabeyi Joel‘a katılması 2004 tarihli The Ladykillers‘a tekabül ediyor. Sonrasındaki tüm işlerde de yönetmen koltuğunda beraber yer almışlar zaten.

Sam Raimi‘yle tanışıp onun setinde çalışan Joel ve kardeşi için kendi filmlerini yapabilme aşamasına ulaşmak çok uzun sürmemiş açıkçası. Joel Coen‘in aynı zamanda eşi olan ve bugüne kadar 6 Coen Kardeşler filmine irili ufaklı rollerde karşımıza çıkan Frances McDormand‘ın beyazperdeye ilk adımını attığı Blood Simple ile başlamış herşey. Sonrası ise malum. Sayısız Cannes zaferi, sinema tarihine armağan edilmiş harikulade yapımlar. Özellikle 2000 sonrasında Intolerable Cruelty ve The Ladykillers ile büyük hayal kırıklığı yaratmış olsalar da Coen Kardeşler hala Amerikan sinemasının en heyecan verici yönetmenlerinden. Şu aralar Oscar Isaac, Carey Mulligan ve Justin Timberlake‘in başrollerinde yer aldığı Inside Llewyn Davis‘i çekmekle meşguller. Henüz resmi bir açıklama yapılmış olmasa da filmin son dakikada 2012 yılının sonuna çekilmesi bekleniyor. Bakarsınız sürpriz yapıp 85. Akademi Ödülleri için yarışa katılırlar, belli mi olur? Şimdi gelelim Kamera Arkası bölümünün bugüne kadar gördüğü en verimli kariyeri incelemeye…

BLOOD SIMPLE (1984)
Senaryo:
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: John Getz, Frances McDormand, Dan Hedaya, M. Emmet Walsh, Samm-Art Williams

Zengin bir adamın karısını ve karısının sevgilisini öldürmesi için katil tutmasıyla start alıyor Blood Simple. Ama biz kısaca Coen Kardeşler‘in film noir tarzının Amerika’daki temsilcileri olduğunu daha ilk dakikasından kanıtlayan film de diyebiliriz. Coenler‘in pek bilinmeyen işlerinden biri Blood Simple ve Türkiye’de de zannediyorum bir kopyasını bulmak çok güç. Neyse ki internet çağı sağolsun bir şekilde izleme imkanı yakalıyorsunuz. Daha ilk işleriyle absürd bir hikayeyi sadece anlatımla güzelleştirebildiklerini gösteriyor ünlü yönetmenler bize. Neresinden tutsanız yanlış bir cinayet, sanki bir ömür sürecekmiş hissi uyandıran cesetten kurtulma sahnesi, erkekleri birbirine düşüren lakin “o kadın” olmaktan uzak bir esas kız… Kısacası alıştığımız Coenler tarzının o vazgeçilmez olmazları var bu filmde. Gişede de beklenenin üzerinde bir başarı elde eden Blood Simple ünlü film müziği bestecisi Carter Burwell ile Coen Kardeşler’in ilk ortaklığı olması açısından da ayrı bir önem taşıyor.

[A-]

Ödüller

  • Bağımsız Ruh – En İyi Film, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (M. Emmet Walsh)*, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi

RAISING ARIZONA (1987)
Senaryo: Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Nicolas Cage, Holly Hunter, Terry Wilson, John Goodman, William Forsythe, Sam McMurray, Frances McDormand, Randall Tex Cobb

Birbirinden aptal karakterlerin derin manalar taşıyan cümleleriyle süslü ve hafızalara kazınmasına rağmen hak ettiği ödül ilgisini de göremeyen Raising Arizona, Coen Kardeşler filmografisinin ilk harikalarından. Blood Simple ile aklımızı başımızdan alan ikili Raising Arizona‘da yeteneğinden her daim şüphe ettiğimiz Nicolas Cage ve 90′lı yılların unutulmaz aktrisi Holly Hunter‘ı yanlarına alarak iyi ve kötünün mücadele ettiği bir başka filme daha imza atmışlar. Herhalde sinema tarihinin en çok güldüren kara filmlerinden biri de denilebilir. Eski bir suçlu ile bir polis memuru evlenip çocukları olmayınca oldukça zengin olan Arizona ailesinin bebeklerinden birini çalmaya karar veriyorlar. Adamın hapisten kaçan garip arkadaşları, peşlerine düşen cehennemden gelmiş bir adalet bekçisi derken cümbüş gitgide büyüyor. Daha en başından sonunu tahmin ettiğiniz ama yine uygulamada harikalar yaratıp oldukça bilindik bir hikayeyi başyapıt haline getirmiş Coenler. Tabi bize de yine şapka çıkarmak düşüyor.

[A]

MILLER’S CROSSING (1990)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Gabriel Byrne, Marcia Gay Harden, Albert Finney, John Turturro, Jon Polito, J.E. Freeman, Steve Buscemi, John McConnell, Mike Starr, Al Mancini, Olek Krupa, Michael Jeter, Frances McDormand, Michael Badalucco

En az Barton Fink ve Fargo kadar bilinmesi gerektiğine inandığım Miller’s Crossing, film noir köklerini bir kenara bırakmayan Coen Kardeşler‘in bu sefer gangster temasını bulaştıkları bir yapım. Ayrıca 90lar’da iyice şaha kalkan kariyerlerinin gelecekteki başarıları için de ilk örneği denilebilir. Her ne kadar ticari anlamda büyük bir hüsrana uğrasalar da dediğim gibi 90lar’daki çıkışları Miller’s Crossing‘in video satışlarını epey arttırmış. Televizyon izleycisinin özellikle In Treatment‘dan tanıdığı Gabriel Byrne, Oscar’lı aktris Marcia Gay Harden ve usta aktörlerden Albert Finney‘nin başrollerini paylaştığı film kariyerinin sonraki aşamalarında göndermelere fazlasıyla yer veren yönetmenlerin bu konudaki ilk başlangıcı sayılabilir. Coenler‘in favori oyuncuları Frances McDormand (aynı zamanda Joel Coen‘in eşi) ve Steve Buscemi‘nin küçük de olsa rolleri var Miller’s Crossing‘de. Kamera Arkası bölümü her filmleri için uzun uzun konuşmaya müsait olmadığından sözü pek de uzatamıyorum lakin üzerine uzun uzun sohbetler yapılması gereken Coenler işlerinden. Tıpkı Barton Fink gibi.

[A]

Ödüller

  • NBR – En İyi Film*

BARTON FINK (1991)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: John Turturro, John Goodman, Michael Lerner, Judy Davis, John Mahoney, Tony Shalhoub, Jon Polito, Steve Buscemi, David Warrilow, Richard Portnow, Christopher Murney, Megan Fay, Lance Davis

Miller’s Crossing eleştirisinde de söylediğim gibi Barton Fink üzerine uzun uzun konuşulması gereken bir film. Acımasız bir Hollywood eleştirisi olarak değerlendirmek mi istersiniz, yoksa daha farklı bir yerden bakıp işin dini alt metinleriyle mi ilgilenirsiniz bilmiyorum ama Barton Fink‘in tüm abartısına rağmen insanın kendi doğası hakkında pek çok şey söylediği kesin. Kaldı ki Coenler‘in hayatla ve daha çok hayatta olanlara insanoğlunun verdiği tepkilerle ilgili sözleri çok. İşte New York’da başarılı olup Hollywood’a transfer olan bir yazarın anlatıldığı Barton Fink de Coen Kardeşler‘in senaryo anlamında zirveye ulaştığı iş. Filmin Cannes’da üç ödül birden almasına şaşmamalı. Ve tabi yavaş yavaş kemik kadroyu oluşturan Coenler bu filmle usta sinematograf Roger Deakins‘le de ilk kez çalışmışlar. Deakins‘in kariyerindeki neredeyse tüm iyi işler Joel ve Ethan Coen filmleri denilebilir. Tabi arada baştan aşağıya Deakins kokan The Assasination of Jesse James by the Coward Robert Ford gibi başarılar da mevcut. Ne yazıktır ki Miller’s Crossing sonrası ticari başarı yakalayamayan ikinci film Barton Fink.

[A+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Michael Lerner), En İyi Sanat Yönetimi/Set Dekorasyonu, En İyi Kostüm Tasarımı
  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye*, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (John Turturro)*

THE HUDSUCKER PROXY (1994)
Senaryo: 
Sam Raimi, Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Tim Robbins, Jennifer Jason Leigh, Paul Newman, Jim True-Frost, Bill Cobbs, Harry Bugin, Bruce Campbell, John Mahoney, Charles Durning, Patrick Cranshaw, Anna Nicole Smith, Steve Buscemi

Barton Fink sonrası seyirciden olmasa da eleştirmenlerden tam puan alan Coen Kardeşler nispeten daha büyük bir işle, Warner Bros’u da arkasına alarak The Hudsucker Proxy‘yi çekmiş. Film bir anda büyük bir şirketin başına getirilen sıradan bir adamı anlatmakta. Ama yine bol bol gönderme ve metaforla dolu senaryosuyla Coen Kardeşler‘in önceki işlerini de aratmıyor. Yine de önceki filmlerine göre daha mainstream diyebiliriz The Hudsucker Proxy için. Jennifer Jason Leigh‘in eski Hollywood aktrislerini hatırlattığı oyunculuğu ve biraz Mr. Smith Goes to Washington‘daki Jean Smart‘a benzeyen karakteri olağanüstü. Tabi Leigh‘nin aksandaki başarısını da unutmamak lazım. Cannes’da yarışan fakat herhangi bir ödül alamayan, sanat yönetimi haricindeki çoğu özelliği de göz ardı edilen The Hudsucker Proxy 40 milyon dolara varan bütçesinin sadece 3 milyonunu gişede geri kazanarak da bugüne kadar çekilmiş ticari anlamda en başarısız Coen Kardeşler filmi olma özelliğini taşıyor. Tabi bu tür gişe başarılarına bakıp da aldanmayın, 90lar’daki hallerinin zayıf bir halkası olsa da The Ladykillers, Intolerable Cruelty gibi işlerinden kat kat üstün The Hudsucker Proxy. Unutmadan bir başka senaristin, Sam Raimi, katıldığı ilk işleri olduğunu da ekleyelim.

[B-]

Ödüller

  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Prodüksiyon Tasaırmı*
  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye

FARGO (1996)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Frances McDormand, William H. Macy, Steve Buscemi, Peter Stormare, Harve Presnell, Kristin Rudrüd, Tony Denman, Larry Brandenburg, Steve Reevis, John Carrolly Lynch, Steve Park

Fargo… Kuşkusuz 90lar’ın ve sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri. Sırf kayınpederinden para koparabilmek için karısını kaçırttıran bir adamın hikayesiyle başlıyor. Ardından şahsına münhasır iki “kiralık” şantajcı ve tabi neredeyse doğuracakmış gibi bir izlenim yaratan polis memurunun da katılımıyla unutulmaz anlara ev sahipliği yapıyor Fargo. Hiç popülerliğinden etkilenecek değilim. Benim için Fargo, Coen Kardeşler filmografisinin açık ara en iyi filmi. Normalde pek alışık olmadığımız ama yönetmenlerin tarzını az çok bildiğimizden tüm trajedisine rağmen güldürmeyi başardığı anlar da mevcut Fargo‘nun. Kısaca trajikomik de denilebilir. Yine insanoğlunun zayıf yanlarını gözümüze sokmaktan çekinmeyen ve tüm zaferlerine rağmen kusurların da var olduğu bir dünyada yaşadığımızı her daim hatırlatan Coenler, Fargo‘da tam anlamıyla zirvedeler. Tüm dünya tarafından kabul edildikleri ve sonunda seyircinin de gişede Coenler‘i yalnız bırakmadığı bir film. Frances McDormand‘ın oyunculuğunu da es geçmemek gerek. Her zamanki gibi aslında çok efor sarf etmiyormuş, oyunculuk oldukça basit birşeymiş gibi canlandırdığı polis memuru Marge Gunderson olarak McDormand tek bir kötü eleştiriyi dahi hak etmiyor. Kaldı ki Akademi de McDormand‘ı tam anlamıyla kariyerinin zirvesinde ödüllendirip, 90lar’da ünlü aktrisin yeteneğini tescillemiş.

[A+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (William H. Macy), En İyi Özgün Senaryo*, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yönetmen*, En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand), En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi
  • Altın Küre – En İyi Film (Komedi/Müzikal), En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Komedi/Müzikal – Frances McDormand), En İyi Senaryo
  • Critics’ Choice – En İyi Film*, En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand)*
  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye, En İyi Yönetmen*
  • Bağımsız Ruh – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (William H. Macy)*, En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand)*, En İyi Senaryo*, En İyi Görüntü Yönetimi*
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • SAG - En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (William H. Macy)
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo*
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • NBR – En İyi Yönetmen*, En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand)*
  • New York Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Senaryo*

THE BIG LEBOWSKI (1998)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Jeff Bridges, John Goodman, Steve Buscemi, David Huddleston, Julianne Moore, Tara Reid, Philip Seymour Hoffman, Sam Elliott, Ben Gazzara, Peter Stormare, John Turturro

Fargo ve Barton Fink eleştirmenlerin büyük bir çoğunluğuna göre en iyi Coen Kardeşler filmleri ama The Big Lebowski zannediyorumki en kült olanı. Sırf absürd bir isim benzerliği sebebiyle kendini garip insanlar ve garip olayların ortasında bulan “The Dude”un başına gelenleri izliyoruz diyerek kabaca özetlenebilir The Big Lebowski. Tarzı sebebiyle son dönem işlerinden A Serious Man‘le akrabalığı olduğunu düşündüğüm film unutulmaz repliklere ve tabi unutulmaz karakterlere sahip. Tam anlamıyla bir oyunculuk filmi de diyebiliriz. Nitekim yer yer Hollywood’un kalıplaşmış hikayelerini tiye alacağız derken kendi kariyerlerinin absürdlük sınırlarını aşan Coenler, Bridges‘dan Buscemi‘ye, Goodman‘dan Moore‘a kadar pek çok oyuncunun başarılı performansları sayesinde filmi taşıyor. Yine bir yere kişisel fikrimi ekleyecek olursam, film için benim favorilerimden biri değil diyebilirim pek ala. Ama bu The Big Lebowski‘nin eğlencesinden hiçbir şey götürmüyor, o ayrı.

[B+]

Ödüller

  • Berlin Uluslararası Film Festivali – Altın Ayı

O BROTHER, WHERE ART THOU? (2000)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: George Clooney, Tim Blake Nelson, John Turturro, Chris Thomas King, John Goodman, Holly Hunter, Charles Durning, Daniel von Bargen, Wayne Duvall, Ray McKinnon, Michael Badalucco, Stephen Root, Lee Weaver

Barton Fink ve Fargo sonrası The Big Lebowski ile yine güzel bir şekilde yoluna devam eden Coenler 2000′li yıllarda ne yazıkki bir duraklama dönemine giriyor. No Country for Old Men‘e kadar olan uzun süreçte 4 farklı film çeken ünlü ikilinin aldıkları eleştirilerin homojen olduğunu iddia etmek güç. O Brother, Where Art Thou? bu anlamda Coenler‘in ilk kişisel / kendini tatmin etme projesi olarak da görülebilir. Çünkü 90lar’da tüm dünyaya rüştünü ispat edince 2000′li yıllarda iyice yelkenleri açıp senaryo anlamında hazmı daha zor işlere kalkışmışlar. Ki hazım zorlaşmasına rağmen etki anlamında eskileri aratttıklarını da söylemeden edemeyeceğim. Hapishaneden kaçan üç mahkumun hikayesini anlatırken Homeros’un Odysseia destanından esinlenmişler. Ne ilginçtir ki aynı dönemde verdikleri bir röpörtajda da aslında Odysseia’yi hiç okumadıklarından bahsediyorlar. Bana göre ardı arkası kesilmeyen hayalkırıklıklarının ilk durağı ama tabi sevenlerini de karşımıza almayalım.

[C+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi
  • BAFTA – En İyi Özgün Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Film Müziği
  • Altın Küre – En İyi Film (Komedi/Müzikal), En İyi Erkek Oyuncu (Komedi/Müzikal – George Clooney)
  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye

THE MAN WHO WASN’T THERE (2001)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Billy Bob Thornton, Frances McDormand, Michael Badalucco, Richard Jenkins, Scarlett Johansson, Adam Alexi-Malle, Jon Polito, Tony Shalhoub, James Gandolfini, Katherine Borowitz, Christopher Kriesa, Brian Haley, Jack McGee, Christopher McDonald

The Man Who Wasn’t There o duraklama dönemindeki diğer filmlerine nazaran daha başarılı tabi. Özellikle Billy Bob Thornton‘ın performansı görülmeye değer. Şantaj gibi bir ortak noktası olması sebebiyle yer yer Fargo‘yu anlatan ama yaratılan atmosfer sebebiyle tam anlamıyla bir film noir örneği olarak görülebileceğinden Fargo‘dan ayrılan The Man Who Wasn’t There yine hem seyircinin, hem de eleştirmenlerin ikiye bölündüğü Coenler filmlerinden. Barton Fink sonrası en stilize çalışmalarından biri olmasının yanı sıra McDormand‘ın Coenler filmlerine geri dönüşü sebebiyle ayrı bir önem taşıyor. Yalnız pek seyirci dostu olmaması ve anaakımdan uzak durması sebebiyle gişede başarısız olduğu da bir gerçek. Tabi Scarlett Johansson‘ı Scarlett Johansson olmadan evvelki haliyle izlemek isteyenler için ideal bir film. Benim için de eski işlerine göre daha sönük olduğunu da ekleyeyim.

[B-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Görüntü Yönetimi
  • BAFTA – En İyi Görüntü Yönetimi
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Billy Bob Thornton)
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Senaryo
  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye, En İyi Yönetmen*
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • NBR – En İyi Film*, En İyi Erkek Oyuncu (Billy Bob Thornton)*
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Görüntü Yönetimi

INTOLERABLE CRUELTY (2003)
Senaryo: 
Robert Ramsay, Matthew Stone, Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: George Clooney, Catherine Zeta-Jones, Geoffrey Rush, Cedric the Entertainer, Edward Hermann, Paul Adelstein, Richard Jenkins, Billy Bob Thornton, Julia Duffy, Jonathan Hadary, Tom Aldredge, Stacey Travis

Intolerable Cruelty keşke olmasaydı dediğim iki Coen Kardeşler filminden biri. Zaten dikkat edersiniz tıpkı The Hudsucker Proxy‘deki Sam Raimi varlığı gibi Coen Kardeşler senaryo yazarken başka insanlarla çalıştığında kendi özgün tarzlarından çok şey kaybediyorlar. Klişelerle dalga geçerken aslında kendide o klişelikte boğulan, Clooney‘nin istemeyerek oynadığı hissi uyandıran bir film. Geoffrey Rush‘ın renkli karakteri haricinde filmde sevecek tek bir şey bulamadım. Konuya gelirsek… Zengin avcısı bir femme fatale ve bir boşanma avukatının imkansızlıklarla dolu sözde aşkını anlatıyor Intolerable Cruelty. Ve evet, ilk kez bir Coen Kardeşler filmini tek cümlede açıklamak mümkün! İşin üzücü olan kısmı yaşı sebebiyle 2000′li yıllarda Coen Kardeşler‘le tanışan izleyicinin ilk olarak bu iki felaket filmi (diğerine birazdan geliyoruz) izlemesi de büyük talihsizlik. Neyse ki Intolerable Cruelty‘nin bu filmografinin en kötü işlerinden biri olduğu konusunda herkes hemfikir.

[C+]

THE LADYKILLERS (2004)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen (senaryo), William Rose (1955 tarihli aynı adlı film)
Oyuncular: Tom Hanks, Irma P. Hall, Tzi Ma, J.K. Simmons, Marlon Wayans, Ryan Hurst, Diane Delano, George Wallace, Stephen Root

Hayatımda izlediğim ilk Coen Kardeşler filmi olması sebebiyle kendilerine hep tepkiyle yaklaşmama sebep olan filmdir The Ladykillers. Zannediyorum hala 1955 tarihli aynı adlı bir başka yapımın yeniden uyarlaması olan The Ladykillers‘ın Coen Kardeşler filmografisindeki varlığını çözebilen yoktur. Bir kumarhane soymak için bir araya toplanan birbirinden ilginç karakterlerle dolu soyguncuların, yine şahsına münhasır bir ev sahibinin yanına yerleşmesini konu alıyor film. Tom Hanks‘in kabak tadı veren mimiklerini bol bol kullandığı yapım da Coen Kardeşler filmlerine en yakışmamış aktör ünvanını hak ettiğini yalanlayacak olan yoktur zannediyorum. Tabi eleştirmenlerin de benimle aynı fikirde olması hoş. The Ladykillers tabiki de oldukça kötü yorumlarla kapattı gösterimini. Yalnız Hanks‘in varlığına bağladığım gişe başarısını tam olarak da çözdüm diyemem.

[C-]

Ödüller

  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye, Jüri Ödülü (Irma P. Hall)*

NO COUNTRY FOR OLD MEN (2007)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen (senaryo), Cormac McCarthy (roman)
Oyuncular: Tommy Lee Jones, Javier Bardem, Josh Brolin, Kelly Macdonald, Woody Harrelson, Garret Dillahunt, Tess Harper, Barry Corbin, Beth Grant, Stephen Root

2000′li yılların şüphesiz en iyi filmlerinden biri olduğu gibi, oldukça kaliteli yapımlarla dolu 2007′de de neredeyse her yerde en iyi seçilen No Country for Old Men, Coen Kardeşler filmografisinin son zamanlardaki en kuvvetli yapımlarından. Javier Bardem‘in hafızalarımıza kazının Anton Chigurh tiplemesinin yer aldığı film Cormac McCarthy‘nin romanından sinemaya uyarlandı. Akademi tarafından Coenler‘in tam anlamda takdir edildiği ilk film olmasına rağmen Cannes’daki ilk gösteriminde oldukça kötü tepkiler aldığını da söyleyelim No Country for Old Men‘in. Neyseki ödül törenleri Cannes’daki garip izleyiciye uyup filmi izlememezlik etmemiş. Eleştirel başarısının yanına ticari bir kazanç da ekleyen film Kelly Macdonald için de ayrı bir çıkış oldu diyebiliriz. Nitekim kendisini her ne kadar Trainspotting‘den tanısak da Amerika’da sesini duyurmasına yardımcı oldu No Country for Old Men. Josh Brolin‘in de adeta küllerinden doğduğunu unutmamak lazım.

[A]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)*, En İyi Uyarlama Senaryo*, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yönetmen*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Kelly Macdonald), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Ses
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)*, En İyi Senaryo*
  • Critics’ Choice – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)*, En İyi Senaryo, En İyi Toplu Performans
  • Cannes Film Festivali – Altın Palmiye
  • PGA – En İyi Film*
  • DGA – En İyi Yönetmen*
  • SAG - En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones), En İyi Toplu Performans
  • WGA – En İyi Uyarlama Senaryo*
  • USC – Scripter Ödülü*
  • NBR – En İyi Film*, En İyi Uyarlama Senaryo*, En İyi Toplu Performans*
  • New York Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*, En İyi Senaryo*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)*

BURN AFTER READING (2008)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: George Clooney, Frances McDormand, John Malkovich, Tilda Swinton, Brad Pitt, Richard Jenkins, J.K. Simmons, Elizabeth Marvel, David Rasche, Jeffrey DeMunn, Devin Rumer, Olek Krupa, Dermot Mulroney

No Country for Old Men ile Fargo‘dan sonra izleyiciyi ilk kez tam anlamıyla tatmin eden ikili bu filmin hemen ardından Burn After Reading gibi daha light ama kadrosu sebebiyle göz kamaştıran bir film çekti. Eski bir CIA ajanına ait bilgilerin yanlışlıkla iki avanak spor salonu çalışanının eline düşmesiyle başlayan yapımda yine hayattan manzaralar görüyoruz. Biten evlilikler, umutsuz insanlar, yasak, platonik vs vs derken aşkın her türlüsü… Yani Burn After Reading‘in hikaye açısından içeriği oldukça zengin. Coenler‘den çıkma en orijinal karakterleri içinde barındırıyor da denilebilir. Tabi diğer başyapıtlarına göre daha zayıf kalıyor Burn After Reading. Lakin ne mükemmel ne de vasat olarak değerlendirmek mümkün. Yine o kendilerine has özgün komedileriyle işi götürmekteler. Coenler‘in sadık izleyicisinin favorileri arasında sayabileceğimiz Burn After Reading‘in Oscar kaygısı olduğu fikrine de katılmıyorum açıkçası. Bu arada Brad Pitt komediye çok yakışmamış mı?

[B]

Ödüller

  • BAFTA – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Brad Pitt), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Tilda Swinton), En İyi Senaryo
  • Altın Küre – En İyi Film (Komedi/Müzikal), En İyi Kadın Oyuncu (Komedi/Müzikal – Frances McDormand)
  • Critics’ Choice – En İyi Komedi Filmi
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo

A SERIOUS MAN (2009)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen
Oyuncular: Michael Stuhlbarg, Richard Kind, Sari Lennick, Fred Melamed, Aaron Wolff, Jessica McManus, Alan Mandell, Adam Arkin, George Wyner, Amy Landecker, Katherine Borowitz, Allen Lewis Rickman, Yelena Shmulenson, Fyvush Finkel, Simon Helberg, Andrew S. Lentz

Benim tahammül sınırlarımı zorlayan ve aldığı En İyi Film adaylığını bir türlü anlayamadığım filmlerden A Serious Man. Ana karakterin hayattaki olmamışlığından, ardı arkası kesilmeyen aksiliklerden ve fazlasıyla ani gerçekleşen finali beni tatmin etmese de seveni Intolerable Cruelty ve The Ladykillers‘a oranla daha çok. Hatta “Woody Allen‘ın yapmak istediği şey.” olarak yorumlayanlar da var ama ben Allen‘la Coenler‘i aynı kulvarda göremiyorum bir türlü. Kendi kariyerlerindeki en düşük bütçeli filmleri aynı zamanda A Serious Man. Bu kadar mütevaziliğe rağmena aldığı adaylıkları düşünürsek de başarılı denilebilir. Tabi burada yazarın fikirleri devreye giriyor. O yüzden pek de olumlu bir şey karalayamıyorum. Tabi “Kendi stillerinin en belirgin hali bu. Nasıl beğenmezsin?” diye sorarsanız da bir cevabım yok, o başka.

[C-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo
  • BAFTA - En İyi Özgün Senaryo
  • Altın Küre – En İyi Erkek Oyuncu (Komedi/Müzikal – Michael Stuhlbarg)
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo
  • Bağımsız Ruh – En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi*, Robert Altman Ödülü*
  • NBR - En İyi Özgün Senaryo
  • WGA - En İyi Özgün Senaryo

TRUE GRIT (2010)
Senaryo: 
Joel ve Ethan Coen (senaryo), Charles Portis (roman)
Oyuncular: Jeff Bridges, Hailee Steinfeld, Matt Damon, Josh Brolin, Barry Pepper, Domhnall Gleeson, Ed Lee Corbin, Roy Lee Jones, Paul Rae, Nicholas Sadler, Bruce Green, Joe Stevens, Dakin Matthews, Elizabeth Marvel, Leon Russam, Jake Walker, Peter Leung, Don Pirl

Şimdilik izlediğimiz son Coen Kardeşler filmi olan True Grit, John Wayne‘e Oscar kazandıran 1969 tarihli filmin yeniden çevrilmiş hali. Babasının katilini arayan Mattie Ross ve ona yardımcı olan Rooster Cogburn karakterlerini izlediğimiz yapım son yılların en iyi westernlerinden biri. Tabi kim ne derse desin en az Coen Kardeşler kokan yapımlardan da biri ayrıca. Anaakım sinemayla eskisi kadar problem yaşamayan Joel ve Ethan Coen aldıkları Oscar adaylıkları, gişede elde ettikleri 250 milyon dolarlık hasılat ve tabi yeni nesil sinema izleyicisiyle güzel bir tanışma olması açısından her anlamda başarıyı tattı True Grit‘de. Yeteneği tartışılmaz olan genç aktris Hailee Steinfeld ile bu filmde tanışmamız da cabası. Her ne kadar aldığı 10 adaylığın 10′unu kaybetmiş olsa da Coen Kardeşler‘in son yıllarda yaptığı en iyi işlerden biri True Grit. Üstelik büyük paralar ve daha sürprizsiz hikayelerle de başarılı olabileceklerini kanıtlamaları açısından ayrı bir önem taşıyor.

[A-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Jeff Bridges), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Hailee Steinfeld), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Jeff Bridges), En İyi Kadın Oyuncu (Hailee Steinfeld), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Ses
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Jeff Bridges), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Hailee Steinfeld), En İyi Genç Oyuncu (Hailee Steinfeld)*, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Film Müziği, En İyi Makyaj
  • PGA – En İyi Film
  • SAG - En İyi Erkek Oyuncu (Jeff Bridges), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Hailee Steinfeld)
  • WGA – En İyi Uyarlama Senaryo
  • USC – Scripter Ödülü

***

COEN KARDEŞLER FİLMLERİNDEN UNUTULMAZ SAÇ ŞEKİLLERİ 

Oscar Boy sağ olsun, programında bir Coen kardeşler yazısının yaklaştığını görünce, benim de konu üzerine söyleyecek kelamım olduğunu kendisine ilettim. İşin araştırmacı gazetecilik kısmının büyük bölümü Umur’un eseri, ben sadece bir de bu açıdan bakın istedim, arz ederim.

Devamı için tıklayınız…

***

GELECEK PROGRAM
 24 Eylül: Lynne Ramsay
 8 Ekim: Jean-Pierre Jeunet
 15 Ekim: Tim Burton
 22 Ekim: Lukas Moodysson
 5 Kasım: Andrea Arnold
About these ads

1 Comment on Kamera Arkası: Coen Kardeşler

  1. Big Lebowski ve A Serious Man dışındaki notlarına katılıyorum. Lebowski izlediğim en komik filmlerden birisiydi. Dediğin gibi adamlar saf yahudi mizahı yapıyor. Yahudilerde kendi kültürlerini de işin içine katarak mizah yapma geleneği var. South Park, Sacha Baron Cohen, Jon Stewart…hatta Seth Cohen haha. Farklı mizah anlayışları ama aynı kayıtsızlık. Oldukça severim :) Bu arada Cohen soyadına sahip olan kişilerin direk Harun’un soyundan geldiği söylenir

    Beğen

1 Trackbacks & Pingbacks

  1. Kamera Arkası duyurusu | Oscar Boy

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: